Sanat mı, varsayın-tı mı, Modi mi, Elmyr mi?

Spread the love

Soğuk ve epey yağışlı bir geceydi, sanat dedektifi dostum Mellini Nomüzikoloni pencereye doğru elinde yarısı içilmiş bir oralet fincanı ve iki raptiyeyle yöneldiği sırada kapı çalındı:

“Elmyr de Hory, diye birisi gelecekti,” dedi oraletinden bir yudum alıp pencereden dışarıya bakarken.

“Elmyr mi, şu büyük ressam mı?”

“O ressam değildir, resmin ne olmadığını bize anlatan bir kimsedir…”

Bu söylenenlerin ne olduğunu fazla düşünmeden elimdeki gazeteyi bırakıp dışarıya çıktım, beşli ganyan da yarım kaldı, kapıya yöneldim, kapıyı açtığımda uzaktan Sartre’a; yakından herhangi birisine benzeyen orta boylu birisi karşımdaydı:

Sanat çevresini Ibıza’da dolandırırken…

 

Elmyr de Heury, Elmyr de Bory diye devam eden altmış küsur isimli ‘ressam’ Elmyr’lerden bir tanesi bir yerde şöyle bir şey demişti: Ah sanat otoriteleri, onlar sürekli çok şey biliyormuş gibi görünmeye çalışıyor, tüm dünya ise kurumların ve bu uzmanların kendilerini aptal yerine koymasından hoşlanıyor, bütün sanat uzmanları aslında birer sahtekardır artık.

“Soğuk bir şehriniz var…”

“Hemen içeriye girin o halde…”

Elindeki iki valizden birisini alıp dostumun odasına onu yönlendirdim, sürekli gülümseyen birisi, gülümsemesinde bir sahtelik gözüme çarpmıyor değil…

Dostumun dediğine göre kendisi sanat tarihinin görüp görebileceği en başarılı sahtecilerdenmiş, bir çok sahte eseri uzunca bir süre dünyanın en önemli müzelerinde ve sanat galerilerinde yer almış, orjinal diye özel koleksiyonlara girmiş, sahtesini yapmadığı ressam kalmamış, Modi, Picasso, Matisse, Chagall, Gauguin, Cezanne, Derain, ayrıca Dufy, Puffy, Zuffy, Sezanne, Zuzanne, Zauguin gibi isimlerle tabloları imzalıyormuş ve kimse bunu fark etmiyormuş…

 

Birazdan bu tablo da biter azizim, sanat çevresini kendi ‘metalarıyla’ ve yapay gerçekleriyle dolandırmadan önce son hazırlıklar…

Orson Welles ile Ibıza’da şampanya ve resim işleri…

Bu gerçek mi, sahte hangisi…

Gerçeğe sahte, sahteye gerçek diyen bir sanat çevresinin size verebileceği değer, iki dolarlık bir konserve kutusundan fazla değildir.

 

Şu an sahte kimliklerle dünyayı dolaştığını söylemişti dostum, kara para küratörleri peşini bırakmıyormuş, bir sahtecilik vaziyeti için dostum ile çalışmak istiyordu.

İçeriye girer girmez elindeki valizi soldaki koltuğun üzerine atıp neşeli bir ses tonuyla dostuma seslendi, Macar asıllıydı sanırım:

“Gelirken şehrinizde yeni açılacak bir sergi afişi gördüm, Modi şehrinize gelecekmiş, onunla tanışmak isterim…”

“Elimden geleni yaparım, yolculuğun nasıldı?”

“Sınırda az daha yakalanacaktım, sahte pasaportlar başıma iş açacak, onun dışında gayet hoştu…”

Sonra koltuğun yanına gitti, az önce bıraktığı valizin içinden bir afiş çıkardı, afiş şöyle bir şey:

 

 

“Hangisi senin?” diye sordu dostum Mellini korku veren bakışlarla Elmyr denen adama bakarak.

“Hangisinin olmasını istersen o, iyi para kazandırdı, daha da kazandıracak bu tablo…”

O sırada dostumla göz göze geldik, demek istediğini anlamıştım:

“Affedersiniz, bir şey içer misiniz?”

“Sahte olmayan ne var?”

“Eğer içinizdeki saf çocukluğu kaybetmeyi göze alırsanız… Sadece oralet var efendim…”

“Peki, o dediğinizden bir fincan alabilirim…”

 

Hangisi?

Hangisi?

 

 

SORU:

Gerçek olan hangisi?

Cevap:

Bu kadar kolay sorma, elbette sağdaki… ( emin misin, diğeri daha fazla ‘para’ ediyor olmasın? )

Sanat sahteciliği nedir? ‘Orijinal ressama’ bir saygı mı kazandırıyor yoksa sahtesiyle-gerçeğiyle bir aldatmaca mı? Önemli olan bu sorunun cevabı değil aslında; neden bu sorunun sorulmakta olduğu…

 

Bazıları belli bir duruşa sahipler, dedi dostum Mellini Nomüzikoloni, bir an önce oralet servisi yapmam için sabırsızlanırken, masanın üzerindeki tablolardan birisini aldı, elbette Modi gibi değil bunlar.”

“Peki ne yapabiliriz sayın Mellini?”

“Modi hakkında eksik bilgi sahibi olan yeni zengin gözler için bunları iyi fiyata satabilirsiniz yine de.”

“Anlamazlar mı?”

“Basit bir X ışını gerçeği ortaya çıkaracaktır, yine de dediğim gibi sanattan ‘anlayan’ çok fazla çağdaş sanat galerimiz ve küratörümüz var, o nedenle onlara bunları Modi diye satmanızda hiçbir engel yok.”

“Bizi zor duruma düşürecek, gözünüze çarpan başka bir şey var mı sayın Mellini?”

“Bütün resimlerde titanyum beyazı var.”

O sırada Elmyr denen adam birkaç kişiyi beklediğinden bahsetti dostum Mellini’ye, bir saat sonra gelecekmiş beklediği bu kimseler, onları istasyondan alabilir miymişim, bir bu eksikti, itiraz edecektim ama dostumla göz göze gelince vazgeçtim, gelecek adamlardan birinin adı David Stein diye bir şey, bir de fotoğrafını verdi bu Elmyr denen adam, fotoğrafı da şöyle bir şey:

VARAN 1: David Stein

DAVID STEIN. Bu adam da Elmyr’in tayfasından…Yakında onu da affetmeyeceğiz.

Diğer adam da şu:

VARAN 2: John Myatt

 

 

John Myatt. Bu adam da Elmyr’in tayfasından… Monet’den bir şeyler çalmadan önce son hazırlıklar… Monet denen herif ışık oyunu diye diye iyi sattı doğrusu…

Adam büyük ressam azizim, gayet iyi çalıyor. Modi’den çaldığı bir tablo.Jeanne Hébuterne!

Yakından bakalım vaziyete.

Diğer adam da şu:

VARAN 3: Eric I. Spoutz ( Sanat Simsarı )

 

Sanat simsarı çalışıyor.

 

Azizim sen böyle Modi kopyalayacaksan hiç kopyalama!

Al bir tane daha, o fırça darbeleri, o incelik, bu nedir ey Eric!

Büyük üstat Eric I. Spoutz, Modi kopyalamaları, sanat galerileri ve kara para küratörleri sayesinde kazandıkları sonrası deveye biniyor. Kendisini affetmeyensanat.com olarak kutluyoruz. Deveniz ve sanatınız bol olsun!

 

Odadan çıkıp mutfağa yöneldiğim sırada bu adamın neden gelmiş olabileceğini düşünüyordum, tek bildiğim şey, bu adamın ülkemizde üç sergi açtığıydı, üç sergi de başka bir ressam adına açılmıştı, bunu çok sonra dostum söylemişti, hiçbir sanat otoritesi sergilenen ve büyük rakamlara satılan tabloların gerçekliğinden şüphe etmiyordu…

 

VAZİYET SONSUZ METİN GEREĞİ  ŞURADAN DEVAM EDİYOR…

 

GÜNCELLENİYOR…

 

 

 

ZOONUS 1:

Ünlü ama meşhur olamamış sahteci Elmyr; bir koleksiyoner kadına duvarındaki sahte Gükasso tablosunu sattıktan sonra Kükasso’nun her imzasına milyonlar biçen sanat otoriteleri için Tikasso, Mikasso ve Lükasso üzerinde çalışırken:

 

Başka bir vaziyet: Sanat mı, alıntı mı, çalıntı mı, varsayın-tı mı?

Başka bir vaziyet: Sanat mı, kara para mı, küratör mü, alıntı mı, çalıntı mı, varsayın-tı mı?

Başka bir vaziyet: Sanat mı, müzik mi, alıntı mı, çalıntı mı, varsayın-tı mı?

Bölüm 6 AffetmiyorumAffet Raskolnikov!
Bölüm 7 AffetmiyorumAffet Raskolnikov! Ve o balta: 
Bölüm 8 AffetmiyorumAffet Raskolnikov! Ve o rehin kutusu: 
Bölüm 9 AffetmiyorumAffet Rakolnikov! Ve Lizaveta Ivanovna:

Diğer vaziyetler:

AffetmiyorumAffet Derrida!

AffetmiyorumAffet Wittgenstein!

AffetmiyorumAffet Modi e Jeanne!

AffetmiyorumAffet Modi!

AffetmiyorumAffet Alexander Scriabin!

AffetmiyorumAffet Tarkovski!

AffetmiyorumAffet Olivier Messiaen’in Kayıt Cihazı!

Ve:

AffetmiyorumAffet Olivier Messiaen!

 

 

 

 

Comments

comments

  2 comments for “Sanat mı, varsayın-tı mı, Modi mi, Elmyr mi?

  1. Pingback: Cialis generic
  2. Pingback: Cialis prices

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 × 3 =

Araç çubuğuna atla