Affetmiyorumaffet Ingmar Bergman

Spread the love

Önce karanlık vardı, sonra söz vardı; sonra kapı çaldı, sonra uyandım, daha önce olduğum yerde bir film izlemişçesine gözlerimi araladım, aşağıya inip kapıyı açtığımda, zayıf, uzun boylu birisi kapıdaydı:

“Kime baktınız?”

“Merhaba, adım Ingmar, yarım saat sonra geleceğime dair sözleşmiştik…Biraz erken geldim…”

“Sahi, bir film izlemiştim, uyuyakalmışım efendim, buyrun içeriye gelin, sizi yukarıdaki salona çıkarayım…”

Sonrasında kapıyı kapatıyordum ki bu Ingmar denen adam sol eliyle kapıyı tuttu:

“Liv ve Bibi de geldi, şu bahçedeki ağaçlara bakıyorlar, az sonra gelirler, o ağaçların ismi nedir acaba?”

“Çam ağacıdır herhalde efendim…”

“Ya şu kenardakiler?”

“Onlar da çam ağacı olmalı…”

“Ya şu uzun olanlar?”

“Onlarda uzun çam… Olmalı…”

“Ne çok çam ağacı var…”

“Siz hangi ülkeden geliyordunuz, Norveç’di değil mi?”

“Hayır, Faro adasından… İsveç…”

“A, sahi, sizin adanız vardı değil mi? Kaça aldınız?”

“Anlamadım… Nereyi?”

“İşte geliyorlar efendim, soldakini hatırlıyorum, adı neydi?”

“Bibi… Bibi Andersson… Yaban Çilekleri‘nde görmüş olabilir misiniz?”

“Olabilir efendim…”

Sonrasında gelen iki kadınla tanıştım, sağdakinin ses tonu çok etkileyiciydi ve aşırı düşünceli bir tavırla bakıyor, daha konuşmaya başlamadan karşısındakine nüfuz etmeye başlıyordu:

“Hallå… Hej jag är Liv…”

Sonra diğer kadınla tanıştım, ikisi de birbirine benziyordu ama diğeri daha dışa dönük birisiydi, karşısındakine nüfuz etmekten çok; nüfuz edilmiş alanları keşfe çıkabilecek aşırı dışadönük bir karakter yapısı sergiliyordu:

“Hallo… Bibi… Bibi Andersson…”

 

Bibi: Şu bandanalı olan… Çok sevimli çıkmış hani…

Bu Bibi o kadar neşe doluydu ki bir an diğerleri unutmuş, sadece ona bakıyordum, bu Bergman denen adam öksürünce kendime geldim, ellerindeki valizleri alıp kapının sağına bıraktım, sonra yukarıyı işaret ettim ve onlara merdivenlerden yukarıya kadar eşlik ettim, salonun kapısına geldiğimizde Bergman bu Liv’in koluna girmişti, buna sevindim çünkü merdivenlerden yukarıya çıkarken sürekli Bibi ile göz göze geliyorduk ve Bergman’ın sevgilisi olabileceği düşüncesiyle sesimi dahi çıkaramıyordum:

“Rahatınıza bakın efendim, Mellini Nomüzikoloni tam saatinde gelir, asla geç kalmaz, asla erken gelmez… Ne içersiniz acaba?”

Bibi heyecanlı ve coşkulu bir ses tonuyla atıldı:

“Ah, yaban çilekleri var mıdır buralarda?”

“Yok ama onun oraleti var efendim…”

“Oralet nedir?”

“Sizin o kahvelerinize benziyor… Sadece aramosı biraz farklı…”

“O halde bir fincan oralet…”

Ingmar Bergman’a baktım:

“Oralet içerisiniz değil mi efendim?” bu bergman denen adam sanki ona uzaylı olup olmadığını sormuşumcasına bir süre yüzüme baktı sonra tevazu ile karışık tedirgin bir tavırla başını salladı.

“Ya siz?”

Liv de kısa bir an Bergman’a baktı, Bergman ona onay veri bir tavırla bakınca o mavi  gözlerini yüzüme dikti, adeta gözleri gözlerimin içinden geçiyor ve söyleceğim şeyleri tahmin etmeye çalışıyordu, bir şey söylemeden hafifçe gözlerini kısıp olur dercesine bir işaret yaptı, sonrasında yavaş adımlarla odadan çıktım ve merdivenlerden aşağıya indim, tam mutfağa gireceğim sırada dış kapı açıldı, üzerinde yağmurdan ıslanmış dedektif paltosu ve sağ elinde bir deri çanta ile anti-sanat dedektifi Nomüzikoloni gelmişti, ona Bergman’ın geldiğini söyleyeceğim sırada sağ elinin işaret parmağını dudaklarına götürdü ve susmam için bir işaret yaptı, sonra mutfak kapısına kadar gelip çantasından bir dosya çıkardı:

“Şu dosyada Bergman’ın ev adresleri var, Farö adasında, bu gece ilk uçakla yola çıkın ve o kitabı bulun, bu dört evden birisinde olacak… Onlar buradayken adadaki evler boştur şimdi…Oradaki turda Lars von Trier diye bir hırsıza rastlayacaksın, onu dikkatle takip et ve suç üstü yakalamaya çalış…”

“Hangi kitabı alacağım, geçen…”

“Geçen gün konuştuğumuz kitap, diğer alacağın şeyler ise dosyada, akşam yemeğinden sonra dışarıya çıkarsın, yarın akşam da burada olursun, hiçbirisi birşey anlamaz…”

“Peki, oralet içiyor musunuz?”

“Olur, mavi kızılcıklar olsun…”

Nomüzikoloni’nin uzattığı dosyayı alıp mutfağa geçmiştim, pencere kenarındaki bir sandalyeye kendimi bıraktım ve koyu sarı kapaklı dosyayı açtım, içinde Bergman’ın Farö adasındaki evi, daha doğrusu evleri vardı… Hay canına yandığım, evlerden birisi tam 56 metreymiş, işte şöyle bir şey:

56 metrelik evde bir cep kitabı nasıl bulunur, çık şimdi çıkabilirsen işin içinden…

Hızlıca bu fotoğrafların altına karalanan yazılara göz attım:

“Bergman Estate on Fårö, sanatçıların, bilginlerin ve gazetecilerin çalışmak için bir yere ihtiyaç duydukları bir yerdir.” ( Linn Ullman’ın ilk proje taslağından alınmış… ) Ingmar Bergman 40 yıldan uzun bir süredir Fårö adasında yaşadı ve çalıştı. Bergman Estate on Fårö, dünyanın dört bir yanından gelen sanatçıları, akademisyenleri, kurgusal olmayan yazarları ve gazetecileri, Ingmar Bergman’ın arazisine gelip çalışmak üzere davet ediyor. Evleri orijinal hallerinde Ingmar Bergman’ın başucu masası üzerindeki notlara kadar korunmuştur. Çevre, düşünür ve yaratıcı çalışmaları beslemeyi amaçlamaktadır – aynı şekilde, kırk yıldır Ingmar Bergman’ın kendi sanatsal uğraşlarına ilham vermiştir. “The Bergman Estate on Fårö is a place for artists, scholars, and journalists needing somewhere to work.” ( From Linn Ullman’s initial project outline… ) Ingmar Bergman lived and worked on the island of Fårö for over 40 years. The Bergman Estate on Fårö invites artists as well as scholars, non-fiction writers, and journalists from all over the world to come and work at Ingmar Bergman’s estate. His houses have been preserved in their original state down to the notes on Ingmar Bergman’s bedside table. The environment aims to nurture contemplative and creative work – in the same way as it inspired Ingmar Bergman’s own artistic pursuits throughout forty years.

 

56 metrelik evin pencerelerinden birisi…

Burası bahçe sanırım… Acaba o kitap şu masa görünümlü şeyin altına gizlenmiş olabilir mi…

Şu tahtaları sökmeliyim sanırım… Coppola’nın Conversation‘undaki ses dinlemeci de öyle yapmamış mıydı…

 

Bu da daha geriden alınmış bir kare, dikkat edersen o tahtaların arasına bir şey gizlenmiş gibi görünüyor…

 

Şu kitapların arasında bir yerde olabilir…

İşte Nomüzikoloni’den ilk direktif geldi, bu fotoğrafın altına karalamış, dedektiflik vaziyetimi bir seyahat tavsiye biçimi içine gizlemiş gizlilik gereği, direktif şöyle bir şey :

Kerstin Kalström’u bul. Binadaki kapalı kapıların anahtarlarını verecek. Bunlar Bergman’ı öldü sanıyor, bunu unutma. Tur rehberi seni tanımamalı. Turist gibi görün!

Bu turda Lars von Trier diye bir hırsız da olacak. Ona dikkat et ve suç üstü yakalamaya çalış, daha önce çaldığı bir şeyin kalan parçasını bu turistik görünen turda çalmaya çalışacak.

 

Lars von Trier denen kimseye dikkat et, çünkü şurada Bergman’a çok fazla mektup yazdığını ama cevap alamadığını itiraf etmiştir ve Bergman’ın o kitabına ve sinemasına her türlü kötülüğü yapabilir:

Lars von Tier şöyle demiş: I do not know how many tribute letters. I have written to Bergman without getting reply.

Fårö şehrine gitmek için seyahat edeceğiniz zaman lütfen housekeeper Kerstin Kalström ile iletişime geçiniz. Size anahtarlarınızı verecek ve evlere yolunuzu bulmaya özen gösterecektir. Konaklama yerinize yerleştikten sonra Kerstin, Hammars’taki Ingmar Bergman’ın evine kısa bir tur verecektir.
Konukların kendileri de dahil olmak üzere Fårö’de kendilerine son derece bağlı bir konaklama planı yapmaları rica olunur. Bergman Estate, nevresim ve havlu temin edecektir, ancak konukların konaklamaları süresince ve sonrasında kendi yemek ve çamaşırlarının yanı sıra temizlik yapmaları beklenmektedir. Temizlik ekipmanları ve deterjanlar sağlanmakta olup, son temizlik için her evin içinde temizlik talimatları mevcuttur.
Ziyaretçilerden, her bir evde bulunan bir bağlayıcıda bulunan ev kurallarını okuyup uymaları rica olunur.

 

Varış
Temizlikçi Kerstin Kalström yol tarifi verecek, ( Bergman’ın kapalı kapılarını açacak ) anahtarlarınızı teslim edecek, vb. ( Anahtarını verecek ) Lütfen Fårö’ye yapacağınız seyahatinizi en kısa sürede rezerve edin. ( Bunu yapmana gerek yok, rezerven yapıldı… )
ATM
Bungehallen markasının dışındaki Fårösund’ta (Gotland tarafında) para çekebilirsiniz. ( Bitcoin alacaksın unutma… )
Çarşaf
Nevresim ve havlular Bergman Estate tarafından temin edilmektedir. ( Kitabı bir havluya gizleyebilirsin, üzerin aranacak çıkarken… )
Fırın
Fårö’deki fırın Sylvis döttrar, mayıs-ağustos ayları arasında açıktır. Gotland tarafında, Lärbro’da Rute Stenungsbageri de var. ( Gelirken ekmek al… )
Bergman Merkezi
Fårö’de bulunan ve mayıs-ağustos aylarında açıktır. Bir sinema, bir kafe, çocuklar için yaratıcı bir atölye ve daha fazlasını içerir. ( Yaratıcı atölyeden bir iş çıkmaz… )

Bergman filmleri
Bergman’ın bir filmini izlemek isterseniz, Hammars’da ( Bergman’ın diğer evi, bu evden de bir satranç tahtası alacaksın, bunu unutma ) mükemmel bir VHS ( Bu da ne ki? ) seçimi var. Ayrıca sinemada Dämba’da ( Bergman’ın diğer evi, bu evden de Liv’in kolyesini, Bibi’nin not defterini alacaksın ) bir film izleyebilir, lütfen temizlikçi Kerstin Kalström’e sorun. ( Senin sormana gerek yok, her şey senin adına soruldu… )
Bergman haftası
Her yaz, 26. hafta düzenlenmiştir. Bergmancenter.se. ( Bunu düzenleyenler ile konuş, aldığın günlüğü onlara satabiliriz… )
Bisikletler
Her evde bir tane kullanım için dokuz bisiklet var. ( Yol ulaşımını bisiklet ile sağla, fazla dikkat çekmezsin… )
Araba
Bergman Estate’deki konaklamanız sırasında emrinizde bir araba bulundurmanız tavsiye edilir. Fårö’deki mesafeler düşündüğünüzden daha büyüktür ve evlere yürüme mesafesinde bir market yoktur. ( Bisiklet yeterli olur, onlara inanma… )

Visby havaalanında ve feribot terminalinde bol miktarda araç kiralama vardır. Hertz +46 498 248550, Europcar +46 498 215010, Statoil +46 498 216855, Carina’da Fårösund araç kiralama, +46 708 231408. ( Bunu son çare olarak düşün, kaçman gerekebilir… )
Sinema
Ingmar Bergman’ın Dämba’daki sinemasında film izlemek istiyorsanız, lütfen temizlikçi Kerstin Kalström’le anlaşın. ( İzlemek istediğin bir film olursa izleyebilirsin eğer sinemadan alacaklarını aldıysan… )
Çocuklar
Çocuklarınız, uygulamanıza dahil ettiğiniz sürece Bergman Sitesinde konaklayabilirler. Ancak Hammar’da çocuklara izin verilmez. Altı haftadan uzun kalırsanız, günlük bakım ayarlamak mümkün olabilir. Lütfen Kerstin Kalström’e danışın. ( Kerstin yanına küçük bir çocuk verecek Hammar’da sana yardım etmesi için… )
Bekçi ( Aslında o bekçi değil, bizim adımıza çalışıyor, bunu unutma… )
Evler ile ilgili sorularınız için lütfen Kerstin Kalström’ü arayın. Onun numarasını, bütün evlerde bulunan bir bağlayıcıda bulabilirsiniz.
Son tarih
Bergman Sitesinde ikamet başvurusu için son gün 28 Kasım’dır. ( Bugün 27’siydi… )
Doktor
Tıbbi yardıma ihtiyacınız varsa, lütfen Slite Vårdcentral, Storgatan 79, telefon +46 498 204581 ile irtibata geçin. Acil durumlarda 112’yi arayın. ( Umarım ihtiyacın olmaz…Bergman adasında son ihtiyaç duyalacak şey bir doktordur, zaten filmlerinde de pek doktor bulundurmaz… )
Feribot → Stockholm → Gotland
Ana karadan Gotland firması ile Gotland’a seyahat ediyorsunuz. ( Bu yolculuğu yapmak zorundasın… )
Feribot Gotland → Fårö
Ücretsiz ve genellikle her 30 dakikada bir, ayrıca gece saatlerinde hareket eder. Havaalanı Visby konumunda bulunuyor.
Fårö kilisesi
Ingmar ve Ingrid Bergman’ın gömüldüğü yer burası. Kilise 1858 yılında yeniden inşa edildi ve Gotland’deki diğer kiliselerden biraz daha modern ama yine de 14. yüzyıldan kalma eserleri sergiliyor. ( Adamı öldü sanıyor bunlar… Dilersen gidebilirsin… )
Fårösund
Gotland’dan Fårö’ye feribotla gittiğiniz küçük kasaba.
Gıda ( Ekmeğin içerisinde kaçırabilirsin kolyeyi… )
Bergman Estate’de kalırken, kendi yemeklerinizi hazırlamanız ve sorumluluk almanız rica olunur. Fårö’deki market, ICA Nyströms denir ve kuzey Fårö’de yer almaktadır. Ayrıca Fårösund’taki Bungehallen ve Slite ve Visby’deki çeşitli mağazalarınız da var. Bergman Estate’e yürüme mesafesinde market yoktur.
Çöp (Kolye, bir kutuda olmalı, onu bulduğun kutunun bir parçası çöpte olabilir, onu ara… )
Evlerdeki talimatları okuyun. Plastik, metal ve kağıdı ayrı kaplara koyun ve Fårösund’daki geri dönüşüm istasyonuna götürün. Salı ve perşembe günleri 07.00 – 18.00, cumartesi 09.00 – 13.00 saatleri arasında açıktır. Kaplar ve şişeler: Adada ICA dışında bir iglo var.

Her evin çöp kutuları var. Evlerin dışındaki kahverengi ve siyah kutular (yiyecek artıkları için kahverengi ve yanıcı atık için siyah) her iki haftada bir boşaltılır. Boşaltmak için kutuları ana yoldan ayırmanız gerekiyor. Bu bilgi her evde bulunan talimatlarda da bulunabilir.
Ziyaretçi defteri
Lütfen ayrılmadan önce Hammars’taki konuk defterine bir şeyler yazın. ( Buraya söyleyeceğim şeyleri karalamayı unutma… Bergman was here! )
Misafir
Aile üyelerini, başvurunuza eklediğiniz sürece Bergman Sitesine getirebilirsiniz. Ayrıca, projenize, uygulamanıza dahil oldukları sürece, profesyonel bir bağlantı sağlayabilirsiniz. Diğer ziyaret akrabaları veya arkadaşlar adada kendi konaklama yerlerini bulmalıdır.
Hammars’ta ev kuralları
Ev kurallarını Hammars’taki bir ciltte de bulabilirsiniz. Ingmar Bergman’ın evi sabah 9’dan akşam 5’e kadar açıktır. hafta sonları ve tatil günleri kapalı. Film odasında VHS filmlerini izlemek için çekinmeyin. Kütüphane kilitlidir, ancak evdeki kişinin gözetimi altında ziyaret edebilirsiniz. ( Buraya gireceksin. ) Tüm kitapları evde tuttuğunuz sürece kullanabilirsiniz. ( O kitabı alacaksın… ) Mutfakta yemek hazırlamak yasaktır, ancak konuklar mikrodalga fırında yiyecekleri ısıtmak veya kahve / çay yapmaktan memnuniyet duyacaktır. Verandanın kilidini açıp dışarıda öğle yemeği yiyebilirsiniz. ( Bunu tavsiye ederim… )

Üşüdüğünüzde klimayı açabilirsiniz, lütfen Birger Kalström bakıcısına danışınız. ( Ona danışmana gerek yok, seni yönlendirecektir zaten… )

 

VAZİYET 2:

 

Ängen

Burasu yukarıdaki Hammars’ın ormanlarına birkaç yüz metre uzaklıkta… ( Bisikletle gidebilirsin o halde… ) Burada Ingmar Bergman, klasik Gotland tarzında geniş ve davetkar odalar, ( pek davetkar doğrusu, umarım kolyeyi bulursun… ) muhteşem bir şömine ve çiçek tarlaları ve yaban çileği ile çevrili büyüleyici bir konukevi ile sağlam ve güzel bir rezidans inşa etmiş. Ana evin iki büyük yatak odası ve daha küçük bir, geniş bir oturma odası ve bir mutfak var, konuk evi Drängstugan, bir yatak odası, mutfak, özel banyo ve üst kattaki oturma odasından oluşmaktadır.

Bu kapıdan gireceksin unutma, çünkü Bergman bu kapıyı fazla kullanmaz…

 

 

VAZİYET 3: 

The Writing Lodge

 

Writing Lodge (Skrivstugan), Fårö’nin karakteristik taş çitleri ile çevrili, çam ormanının ortasında yer alan bir açıklıkta Fårö’nin en güzel konumu sahip, deniz kenarındaki küçük bir kır evidir. ( Yine bisiklet ile gitmelisin buraya… ) Büyük bir yatak odası, oturma odası, mutfak ve banyodan oluşmaktadır. Deniz kadar sessiz. Ve gökyüzü. Ve kuşların şarkısı.

Bir Evlilikten Gelen Sahneler’de (1973) ( Bu filmi bu gece sen gitmeden izleyeceğiz… )  Johan ve Marianne (Erland Josephson ve Liv Ullmann) arasındaki uzlaşma sahnesi için bir zemin görevi görür.

 

Fårö’nin karakteristik taş çitleriymiş bunlar, üzerinden atlaman kolay olur…

VAZİYET 4: 

Dämba

Ängen’e epey benziyor…

 

Bergman sana bakıyor…

Ingmar Bergman’ın Dämba’daki evi, Baltık Denizi’ne yalnızca birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, ( yine bisikletle gidebilirsin o halde… ) 1854’ten kalma güzel bir şekilde yenilenmiş bir çiftlik tesisidir. Son derece zengin bir kuş yaşamına ve nesiller boyu yetiştirilen güzel bir manzaraya sahip bir göl olan Dämba träsk’ta bataklıklara bakmaktadır. Dämba’daki ahır, her gün film izlemeye geldiği Ingmar Bergman’ın özel sineması Biografen’e dönüştürüldü.

Dämba’nın ana binası iki büyük yatak odası, iki oturma odası, bir mutfak ve iki banyodan oluşmaktadır. Evin eklenen kanatlı Flygeln’de ayrıca iki yatak odası, bir oturma odası ve bir mutfak bulunmaktadır. Taş duvarlar ve leylakların yanı sıra güzel çiçek tarhları ve meyve ağaçları ile alışılmadık yemyeşil bir bahçe, evi ve kanadı çevreliyor. Eski bir yargıcın hayaleti leylak hedgesinde yaşar. ( Bu hayalet ile karşılaşacaksın… )

Mülkün bir kısmı eski bir yel değirmeni olan Kvarnen’dir. Bir yatak odası, bir çift kişilik yatak, bir banyo, bir günlük oda olarak da hizmet veren bir mutfak ve gölün ve çevredeki alanların nefes kesen manzarası ile zevkli bir şekilde yaşam alanına dönüştürülmüştür. ( Bu yeldeğirmenini  ve mutfaktaki masanın arkasındaki kapalı kapının arkasını da aramayı unutma… )

 

Ingmar Bergman Banko Sıralı Liste ( Kesin Kazanır! )

 

Düşlerin Lacansız ve aynasız durumları:

1. Ingmar Bergman – Wild Strawberries – Yaban Çilekleri

Sinemanın dil dışı bir araç olabileceğini düşündürüyor:

2. Tystnaden – Sessizlik

Ayna ile satranç oynama, hata yapsan da kazanırsın!

3.Yedinci Mühür – The Seventh Sea

Lacansal  VAZİYETLER:

Hastabakıcı aynaya bakar, ayna hastasına bakar, ayna aynadadır, aynadaki TARKOVSKY aslında nerededir?

Aynanı al ve git artık Lacan, sana sudaki yansımadan da bakabilirim.

4. Persona

Carl Gustav Jung’a göre sosyal biçimimizdir Persona, kendinizi dış dünyaya göstermeden önce Lacan’ın aynasına bakar ve ne tür bir maske takmanız gerektiğinin hesabını yaparsınız. Toplum sizden ne bekliyor, bunun hesabını iyi yapmak zorundasınızdır, hesabınız yeterince iyi ise topluma iyi görünmek gibi bir zorunluluğunuz da olamaz, bırakın kolektif bilinçaltı yanınızda dolaşsın, Persona sizi yüzsüzleştirmeye devam ettikçe mutlu kalın!

Daha sıkıcı bir analiz için Lacan’ın şu ‘aynasını’ bir yerden, ( para etmediği için kolay bulunur ) almanızda fayda var. Affetmeyen tavsiye: Eğer bulamazsanız son çare olarak akademik konservelerin makalelerine göz atmayı deneyebilirsiniz, kendileri gibi fazla bir umut vaad etmese de birkaç ayna parçasına denk gelebilirsiniz.

 

 

Mahler eşliğinde…

5.Güz Sonatı

Ingmar bergman 1945 – Kris:

 

 

ZOONUS 1: 

Kemal Ersözlü -Ingmar Bergman, Download on academia

C. Heathcote – How Ingmar BergmanFilmed Edvard Munch, Download on academia

Ingmar Bergman Büyülü Fener ( Günlükleri ) pdf

Ingmar Bergman, Büyülü Fener: Filmlerimdeki ritim masa başında senaryodan doğar, kamera karşısında da yaşamaya başlar. Her tür doğaçlama bana yabancıdır. Eğer çabuk karar vermeye zorlanırsam ter içinde kalır ve korkudan kaskatı kesilirim. Film çekimi benim için ayrıntılı planlanmış bir yanılsamadır; yaşadıkça bana daha da aldatıcı görünen bir gerçeğin yanılsaması. Film, belge olduğu zamanın dışında bir düştür. Bundan dolayı Tarkovski sinema yönetmenlerinin en büyüğüdür. O, düşsel mekânlarda bir uyurgezerin güveniyle hareket eder, hiç açıklama yapmaz. Zaten ne açıklayacaktır ki! Düşlerini bütün iletişim araçlarının en zoru, ama bir anlamda en isteklisi aracılığıyla görünür kılabilen bir gözlemcidir. Ben, bütün hayatım boyunca onun büyük bir doğallıkla dolaştığı kapıları yumrukladım durdum. Ama bu kapılardan içeri ancak birkaç kez süzülmeyi başarabildim…

ZOONUS 2: 

Entering the Room: An imagined dialogue between Andrei Tarkovsky and Ingmar Bergman

 

DÜZENLENİYOR VE SANIRIM GÜNCELLENİYOR…

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × five =