AffetmiyorumAffet Maria e Blumoonchild

Spread the love

Otel odası ( öyle olmalı ), üst kattaki bu odanın ortasında tehlikesiz görünen iki kişi ( öyle olacaktı ), önündeki küçük masada bir daktilo olduğu halde karşıdaki duvara yansıyan koyu granit grisi gölgelere bakan bir kimsenin beş adım arkasında durmuş, amaçları ne bunların, şuraya bakar mısın, bir bu eksikti, eli baltalı olan baltanın kenarındaki odun parçalarını alırken daktilonun başında durana sesleniyor:

“Maria nerede?”

“Maria?”

“İşte, şu fotoğraftaki kitap okuyan kadın?”

Photos by: Maria Pozdeeva ©

Maria

“Hem o fotoğrafta pek kitap okuyora benzemiyor…”

Is this perispirit book?

“Ne okuduğunu biliyoruz, perispirital kayıt bu…”

“Peri ne?”

“Sizinle hangi dilde konuşuyoruz?”

“Onu tanıdığımı nereden çıkardınız?”

“Adı Maria Pozdeeva, onun bu şehirde olduğunu biliyoruz…”

Şu fotoğraftaki ikinci kimse siz değil misiniz?”

İkinci kimse derken?

“Bu fotoğrafta iki kimse mi var?”

“Merdivenlerin aşağısına bakın, sağ alt taraftaki siz değil misiniz?”

“Bu kadar yakından bakınca kendimi tanıyamadım birden… Demek o yukarıdaki köpek gezdiren adam sizden biriydi… Biz de neden sürekli aşağıya bakıyor diyorduk… Geçen kış olmalı…”

“Moonchilde size ne hatırlatıyor? Şuna dikkatle bakın:”

“Dolunay…”

“Ağacın sol alt köşesini kazıyın, orada bir şey gizli…”

“Neresi, şu kısım mı?”

“O kısım evet, ne görüyorsunuz şimdi?”

“Two doublemoon…”

“Demek tanıdığınızı kabul ediyorsunuz?”

“Kimi?”

“Nerede o?”

“Burada değil, gördüğün gibi…Onun bir Moonchild olduğunu nereden çıkardınız?”

“Bu bina o olaydan sonra bu hale geldi:”

Maria did not commit suicide!

“O olay mı?”

“Evet, kayıtlara göre Maria bu binayı yaktıktan sonra dünya denen yerin ipini çekecek kutuyu açtı, çatıya ya da şu pencerelerden birisine çıktı ve kendini attı, sonra hastaneye götürülmüş, oysa biz biliyoruz ki Maria asla kendini atmadı… Bu binayı nasıl bu hale getirebildiniz?”

“İnsan olduğumuzu fark ettik bir anda diyelim… Zaten bütün savaşlar da bu nedenle çıkmıyor mu… Hem burada olduğumu da nereden çıkardınız?”

“Şu penceredeki siz değil misiniz?”

“Çektiğiniz fotoğraflar o kadar net ki, bu fotoğraflarda uzaylılar var desem inanmayan kalmaz… Hangi pencere?”

“Şu alt taraftaki?”

“Diyelim ki o pencereden bakmıştım…”

Odanın ortasındaki iri yarı adamlardan birisi yavaş yavaş ilerledi ve daktilonun başında olanın sağ omuzuna sert bir yumruk indirdi.

“Kötü yazar sen misin?”,

Hafif tedirginlikli beklentisiz bir ses tonu buna aceleci bir tavırla cevap verdi; aynı anda daktilonun bir tuşuna basılmıştı:

“Yazar olamayacak kadar kötüyüm…”

“O halde bırak o elindekini, sana en fazla zarar veririz…”

Eli baltalı olan diğerine bakıp sırıttı ve başıyla, yaklaşalım, dercesine bir işaret yapıyor,

“Bu roman hiçbir yere gitmiyordu zaten, bitmesi hepimiz için en iyisi olacak…” elinde silah olan iki adım daha yaklaştı, arkada kalan eli baltalı olanı meyve suyu kutusundan birkaç yudum daha aldı, kutuda bir şey kalmadığını hatırlatan o zırıltılı ses duyulunca kutuya baktı öfkeli bir tavırla, ardından kutuyu diğerinin omuzu üzerinden daktilo tutana doğru attı, meyve suyu kutusu daktilo tutanın sağ omuzu üzerinden geçerek karşıdaki gölgelerden birisine: elinde silah olanın kararsız gölgesine çarptı, eli daktilolu olan sanki bu işareti bekliyormuşçasına birden geri döndü, o sırada daktilonun duvara çarpan gölgesi bir baltayı andırıyordu, gök gürültüsü odanın içerisini kaplarken daktilolu bir şey söyledi ama duyulmadı, sonra daktilonun birkaç tuşuna bastı, içeriye giren iki kimse artık hiç kimse, daktiloyu bırakacakmışçasına sandalyeye doğru uzatırken birden kenarından yakaladı ve daktiloyu eli silahlının yüzüne doğru savurdu, daktilo adamın çenesine çarpmış; adam bir el silah sesi eşliğinde sendeleyerek gidip kapının yanındaki duvara çarpmıştı, daktilo sandalyenin yanında şimdi, diğeri elindeki balta ile yaklaşacak gibi oldu, baltayı korkuyla sağa sola savurdu, daktilolu sessiz bakışlarla ona bakıyordu, kapıya doğru iki adım atıp birden geri döndü ve baltayı savurdu;

“Amacın nedir, kahraman olmak mı, hem de yazarak?”

“Sadece kendimden ve toplumdan ayrılmak istiyorum, ki bu ilk aşamadır…”

“Diğer aşama nedir?”

“Yolculuğa çıkmalıyım, her ne kadar kötü bir yazar olsam da…”

“Seni bizden başka kimse okumaz…”

“Çünkü siz kötüsünüz…”

“Kötü de olsak seni kabul ettik şu daktilonla birlikte…”

“Ne istiyorsun?”

“Bu imkansız biliyorum ama aramıza dönmeni isterdim…”

“Önceki kimse olmak istemiyorum artık… Sizin hiçbir kişiliğiniz yok, ne olmanızı isterlerse ona bürünüyorsunuz… Aklınız yok ama sürekli başkasının aklını alıyorsunuz… Bir yapay zeka kadar tutarlı değilsiniz ama yapay zekalar üretiyorsunuz… Sen değil size karşıyım…”

“Bize kağıdı ver…”

“Bunu neden istiyorsun, sizin ruhlarınız artık bir hayalet…”

“Hayalet mi?”

“Elbette, ruh dediğiniz şeyin aslında bir hayalet olabileceğini düşünmemiş miydin?”

“Ama ruh varsa iyi bir şey olmalı…”

“Peki ruhu ya bir hayalet ise, o zaman var olmadığını kim iddia edebilir ki? Sen aslında yoksun…”

Diğeri öfkeyle baltayı savurdu, elinden çıkan balta öndekinin başının üzerinden geçti, arkadaki duvarda duran bir dünya haritasında olmayan bir ülkenin üzerine çizilmiş üzerinde Kafdağı yazan bir yere saplandı kaldı, diğeri bir süre baltanın saplandığı yere baktı, ileriye hareketlenecek oldu, sonra vazgeçip geri döndü, diğerini yerden kaldırdı ve koşarak uzaklaşmaya başladılar, giderken baltayı atan haykırıyordu;

“Bu kitap bitti kötü yazar, elinden hiçbir şey gelmez artık…”

İçeride onun dışında kimse yok şimdi, dışarıda yağmur yağıyor sanırım, bir süre etrafına bakındı, sonra daktiloyu yerden aldı, yağmur damlalarının cama çarpan sesini dinlerken daktilonun birkaç tuşuna sağ elinin baş ve işaret parmağıyla dokundu, sonra daktiloyu çantasına koydu, pencerenin kenarına gidip aşağıya baktı, aşağıda iki araç vardı ve görünüşe göre sivil polislere ait araçlardı, daktilonun askısını sağ omzundan geçirip açık kapıdan dışarıya çıktı, çatıya çıkan merdivenlere doğru yöneldi. Duvarda bir yazı vardı:

Blu moonchild, Maria was here.

GÜNCELLENİYOR…

UPDATING…

ZOONUS 1:

Who told you? Is this? Where is Maria?

 ( She says she committed suicide )

( Blumoonchid Evidence 1 )

 

 

ZOONUS 2:

Who told you? Is this? Where is Maria?

( She says she committed suicide )

( Blumoonchid Evidence 2 )

 

GÜNCELLENİYOR…

UPDATING…

Comments

comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × 1 =

Araç çubuğuna atla