Georges Perec ve Ka(e)yboluş; Gözü Açık Uyuyan Adam ya da Yaşam Kullanma(ma) Kılavuzu

Spread the love

 

                                                                             Perec was here!

 

 

Değerli dostum Perec,

Sen şu an yoksun… Of berbat bir başlangıç oldu… Hay canına yandığım, sen şu an yoksun ve senin olmadığın yere çok yakınım!

Georges Perec…

Onunla nerede karşılaştım ilk defa, bunu hatırlamıyorum ama en azından bir defa karşılaşmış olmalıydık çünkü ilk defa gördüğüm ya da ilk defa göreceğim birisi değildi. Bir noterde çalışıyorum, bu iş nedeniyle karşılaştım belki onunla; ama o bizim büroda işe başlayana kadar onu daha önce gördüğümden emin olamamıştım, sokakta yanından geçsem belli ki onun yanından geçtiğime emin olamazdım. İcra dairesi olduğumuz için ( her gün birileri yükselir birileri batardı işte… ) onlarca kişiyi görürdük, onlarca tanıdığımız kimse; yüzlerce anlatacak şey olurdu ama ondan bahsetmeye gelince uzunca bir süre düşünmek gerekirdi çünkü ondan bahsederken o kadar tanıdık birisinden bahsediyor olurduk ki adeta kendimizden bahsedip bahsetmediğimiz konusunda epey şüpheye düşerdik. Onunla bizim icra bürosunda saatlerce konuşmamış hiç kimse yoktu, buna inanın,  belki de büroda en çok onunla konuşuyorduk, elbette öyleydi; onun her şeyi bildiğini, hepimizden çok kelime kullandığını biliyor; hepimizden hızlı yükseleceğini düşünüyorduk, onunla konuşurken o kadar heyecanlı ya da aceleci olurduk ki onun söylediği şeylerin neredeyse hiçbirini duymazdık, sadece el kol hareketlerinin ve yüz ifadelerinin ritmini takip ederdik. Doğru düzgün anlatamadığımın farkındayım; umarım affetmezsiniz.

Şu an düşündüğüm zaman… Hala onunla belki günlerce konuşmuş kişilerden birisi olarak… Onun söylediği hiçbir şeyi hatırlamadığımı söyleyebilirim çünkü bize çok derin geldiği halde onun söylediklerinin sadece birkaç kelimeden ibaret oluşu gerçeğiyle yüzleşmemiz bizim için çok zor olmuştu.

Onun adını dahi pek aklımızda tutamamış ve ona kendi aramızda Nedesembilmemki Neysekioğlu demeye başlamıştık,  bu onu o kadar net anlatıyordu ki, oysa onun adını biliyordum, onun adı Georges Perec idi, ah uyuyan adam Perec, elbette ondan bahsetmeye başlamadan önce bizim bürodan bahsetmeli ve büroda çalışanların yüzlerini birer birer göstermeli hatta; başlarda herkes için birer ilham ve umut kaynağı olan; iş aralarında onunla kahve içmek, arka taraftaki yangın merdivenlerinin etrafında dolaşmak için sıraya girdiğimiz Nedesembilmemki Neysekioğlu’nun sonradan bizim için büyük bir kâbusa ( kabusumuz olmuştu, bunu neden itiraf etmiyorum ki… ) çevrildiğini bütün açıklığıyla göstermeliyim. Nedesembilmemki bizim büroya tayin olmadan önce neler yaptığını bize anlatmıştı sanırım; ama işte o dili nedeniyle inanın aklımda söylediklerine dair hiçbir şey kalmamış, yoksa ilk önce buradan başlardım anlatmaya; ama dediği gibi Nedesembilmemki aramızda en fazla konuşan ama kendine dair çok şey anlattığı halde neredeyse aklımızda hiçbir şeyin kalmadığı kimselerden birisiydi.

İcra dairesinde ikinci yılını dolduran birisiyim, aramızda kalacağına şüphem olmadığı için bir şeyi rahatlıkla ifade edebilirim ki, o da: geceleri icraya düşen araçları gizlice ihtiyacı olanlara pazarladığım ve o araçları uygun fiyata icrada düşürmelerine yardımcı olduğumdur. Zaten bunu toplumsal bir amaca hizmet etmek için yapıyorum ve bunda öncelik verdiğim ilk kimseler de malları icraya uğrayan kişilerin birinci, ikinci ya da üçüncü dereceden yakınları oluyor. Dördüncü derece de olmadı değil hani… Bu kadar yakınını bulamazsam elbette kalkıp bir zürafaya icra malı düşürmek yerine neredeyse birbirlerini hiç aldatmayan, evrensel bir etiğin tek örneği ( ve ona daha yakın olan diğer insanları ) olan  insanlığı seçiyorum. Sonuçta insan insanın tek destekçisidir ve bir insanın diğerine pek kötülük ettiği görülmüş ve duyulmuş şey değildir. Bunun dışında gündüzleri tamamen yasal bir süreci takip ederim, bırakın herhangi bir belgede yanlışlık yapmayı, tek bir mimla hatası dahi yaptığım görülmemiştir.

A tabi bir de bazı haftalar araba pazarlarına gitmek gibi bir özelliğim vardır, genelde oralarda dolaşırım, arabalarına icra gelmiş kimseler kadar; icra geleceğini düşündüğü için bir an önce araçlarını satmayı düşünenleri  görmek de  ilgimi çeker. Hadi oldu olacak, yaptığım işlerden birisinin de bu arabaları makul fiyata onlardan alıp ihtiyacı olanlara satmak olduğunu söyleyeyim. Tabii bu başlangıçta böyleydi, sonraları konuyla gayet ilgili bir sektörde çalıştığı için mandıra işleten bir arkadaşımın dükkânını referans göstererek, bu alım satım işlerini yasal sürece bağlama teşebbüslerim de oldu.

Mandıranın arka tarafında çok büyük bir oda vardı, icra mallarının bir kısmını buraya getirip ihtiyacı olanlara uygun fiyata vermeye başlamıştım, uygun göreceğiniz üzere bir nevi takas ve komisyon işiydi yaptığım. Epey de kazanmaya başlamıştım açıkçası, Nedesembilmemki daha bizim büroya gelmeden bir yıl öncesine kadar hisse senedi ve tahvil işlerine meraklanmıştım ve ayda epeydir de getirisi olmaya başlamıştı, hatta Nedesembilmemki bizim büroya geldiğinde belki bir ev alacak kadar hisse ve tahvil satın almıştım.

Buraya kadar anlattığım kadarıyla tanıyabileceğiniz üzere tamamen sizden biriyim, umarım böyle söylememi kendinize hakaret olarak kabul etmezsiniz, inanın hiçbir art niyetim yok bu konuda, çalıştığım devlet kurumlarında ideal bir personel olmayı; gerektiğinde de çalıştığım kanunun boşluklarını en iyi biçimde doldurup kanunun kötü ve boş görünmesini engellemeyi çok iyi bilirim. Bizim önceki daire başkanı da zaten her fırsatta en iyi personellerden birisi olduğumu söyler, eğer icraya iyi bir mal düşecek gibi olsa ilk önce ikimizin bir de zavallı davalının haberi olurdu…

Soracağım şeylerden birisi şuydu: Quel petit vélo à guidon chromé au fond de la cour ? 

 

 

Dostumun daire başkanımızın eşinin intihar eden kocası ile görüşürken çekilmiş görüntülerinden bir bölüm buldum geçen gün; alttakinde ise intihar eden adamın eşi de var, işte şurada:

 

Yaşam Kullanma Kılavuzu’ndaki binanın olduğu olmayan bir sokağı arayış:

Searching for rue Simon-Crubellier

 

Arayış devlet kurumlarında sürüyor:

 

GÜNCELLENİYOR…

UPDATING…

 

Comments

comments

  5 comments for “Georges Perec ve Ka(e)yboluş; Gözü Açık Uyuyan Adam ya da Yaşam Kullanma(ma) Kılavuzu

  1. 2 Kasım 2018 at 16:11

    Hello! Someone in my Myspace group shared this site with us so I came to
    look it over. I’m definitely enjoying the information. I’m bookmarking and will be tweeting this to my followers!
    Wonderful blog and wonderful design.

  2. 3 Kasım 2018 at 17:49

    Hey there! Do you know if they make any plugins to assist with SEO?
    I’m trying to get my blog to rank for some targeted keywords but I’m not seeing very good success.

    If you know of any please share. Kudos!

  3. 18 Kasım 2018 at 17:58

    Nice weblog here! Additionally your web site lots up very
    fast! What web host are you the usage of?
    Can I get your associate link for your host? I wish my web site loaded up as quickly as yours lol

  4. 19 Kasım 2018 at 06:47

    Hello there, I discovered your blog by means of Google while searching for a related subject,
    your web site got here up, it seems to be great.
    I’ve bookmarked it in my google bookmarks.
    Hi there, simply became alert to your blog thru Google, and found that it’s really informative.

    I am gonna watch out for brussels. I will appreciate in case you
    proceed this in future. Numerous other folks will probably be benefited from your writing.
    Cheers!

  5. 5 Aralık 2018 at 12:16

    We’re a gaggle of volunteers and opening a new scheme in our community.
    Your web site offered us with valuable info to work on.
    You have performed an impressive task and our whole neighborhood will
    be thankful to you.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seven − four =