Duygusal Şantajlar:”Beni artık sevmiyorsan eğer…”, Psikotik kişilikler ve nevrotik aşklar ile mücadele teknikleri

Duygusal Şantajlar:”Beni artık sevmiyorsan eğer…”, Psikotik kişilikler ve nevrotik aşklar ile mücadele teknikleri

[ Anahtar kavramlar: Duygusal şantajlar, psikotik kişilik, nevrotik aşk, bilişsel psikoloji, psikoterapi, affetmiyorumaffet ]

Özet: Beni artık sevmiyorsan eğer özet olarak sana şunu söyleyeyim ki…

 

Mayıs güneşinin koyu sarı üç dilim halinde düştüğü karşı duvara, duvardaki tabloya ve tablodaki mavimsi açık turkuaz denize bir an bakıyorum, sol elimdeki çimen yaprağı ve vanilya kokulu fincanda belli belirsiz tüten kahveden iki uzun yudum alıyorum, keman sesi kokan açık grimsi güneş ışığına doğru hafifçe eğiliyorum, sol dirseğime güneşte bekletilmiş taş parçası gibi “dokunan” pencere camı aydınlığına şaşkınlıkla bir an göz atıyorum, koyu kiremit kızılı ve flütsü kuş seslerini dinliyor ve sağ elimde bir neşter ile vaziyete başlıyorum:

 

Manipülatörün bir tarifi: O bir manipülatördü, işi duygularla oynamaktı, kendini başarılı sanan insanları bile ağına çekebilir, onlarla oynar ve kendilerini başarısız hissetmelerine neden olur, ondan sonra da onlardan beklediği her türlü şeyi kolaylıkla temin ederdi.

Manipülatör, beklentilerini karşıladığında yapay bir içtenlik ile size yaklaşır, çoğu kimse de bunun “yapay” olduğunu fark etmez çünkü kendisi de yapaylaşmıştır, eğer ona kanmaz ve reddetmeye kalkarsanız sizi hemen suçlu hissettirmeye yönelir, zor durumdayım; neden beni anlamıyorsun? Sen de mi; bunu bana yapacak son kimse sendin? İntihar etmemi mi istiyorsun? Eğer beni aramazsan, eski sevgilinden sana ulaşırım… Senin gerçek yüzünü gördüm…

Manipülatöre yenik düşenin yapabileceği mantıklı bir davranış kalmamıştır artık ona yol gösterecek her şeyden uzaklaşır ve uzaklaştırılır, değerlerini belirleyemez hale gelir, içsellik diye bir şey kalmamıştır, o artık yapay bir dışadönük bağımlıdır, bağımlılığının kaynağı ise ona sinsi gözlerle bakan, baktığını görünce de yapay bir sırıtışla içtenlik gösterilerine başlayan manipülatörden başkası değildir.

Ne zaman aşırı kontrolcü bir davranışla karşılaşsam hemen ondan uzaklaşmak isterim çünkü kendime olan saygımı başka türlü koruyamam.

Eğer haftasonu oraya gidersen ilişkimizi bitiririm, demişti adam kadına, kadın bunun açık bir tehdit olduğunu anlamıyor muydu, bak ne soracak şimdi, ama sadece iki gün, neden istemiyorsun? Al işte, kadın bu soruyla zaten geri adım attık, erkeğe bak şimdi ne yapacak; kesin daha fazla güçlük çıkaracak, gidersen beş kuruş vermem sana, arkadaşlarından borç al, al burdan yak; demedim mi güçlük çıkaracak diye, en sonunda ne olur hemen cevap verelim: ikisi de bir şantaj eyleminin iki ucunda bulunduklarının farkında değildir. Gerçek aşk mı, belki başka dünyada.

Sen uyumsuzsun; o yüzden de mutsuzuz, demeye getirmişti adam, darmadağınık odaya ve masaya bakarken, kadın sesini çıkaramadığına gör uyumsuz olduğunu düşünüyordu, mutsuz olduklarını da epeydir fark ettiğine göre bunun kaynağı kendinin uyumsuz olmasında gizli olmalıydı.

Kadın adamın aşk konusundaki hiçbir düşüncesine önem vermiyor, onun duygularını yok sayıyor, söylediklerini sürekli sorguluyor ve ona güvenmediğini açıkça belli ediyordu, sanki kadın adamı bir şey konusunda itaate zorlamaya çalışıyordu ama bu şeyin e olduğunu bir türlü söylemek istemiyordu, kadın kendi istediği şeyi almanın peşindeydi; diğerinin düşüncelerine ve mutlu olup olmamasına pek aldırdığı yoktu sanki…

Eğer o işi yapmayı kabul eder ve bir hafta boyunca büroda fazla mesai yaparsam beni sürekli Münih’e tatil için göndereceğini söylüyordu, oysa daha önce bitişik şehre dahi göndermemişti, neden bu kadar büyük bir vaatte bulunmuştu; anlamıştım, eğer birisi çok büyük vaatlerde bulunuyorsa iki şey olur, ilki; o vaat hiçbir zaman gerçekleştirilmez, ikincisi; gerçekleştirilmediği için daha büyük ikinci bir vaatte bulunulur.

Bu kadar uzun süren bir ilişkileri olmasına rağmen ona gizliden gizliye çoğu zaman çok kötü olduğunu söylemesi epey tuhaftı, neden bunu ikisi de anlamıyor diye düşünüyordum, eğer ortada uzun süren bir ilişki varsa ve iki taraftan birisi diğerinin sürekli kötü olduğunu söylüyorsa iki tarafta ikiyüzlüdür: ikisi de bunun itaate zorlama amaçlı duygusal şantajdan ibaret olduğunu görüp görmezden geldiği için.

Eğer sana sevgimi vermemi istiyorsan bana istediklerimi vermelisin, diyordu kadın, adam ise bunun duygusal şantaj içeren bir alışveriş olduğunun farkında değildi, iki ay boyunca kadına tüm sevgisini, olan parasını ve onun isteklerini verdi, sonra da ayrıldılar, iki tarafta haksızdı, birisi şantaj yaparken, birisi de göz göre göre o şantaja katlanırken.

Birisi beni bir şeyi yapmaya mecbur bırakıyorsa bunu yapmadan önce onun amacını sorgularım, o bir şantajcı olabilir. Şantajların en büyük silahı, korku verip bir şeyi yapmaya mecbur bırakmaktır, korku ve suçluluk duymaya başlarsam yanlış yapanın o değil de kendim olduğunu duymaya başlarım, şantajcı ile aramda görünmez bir duvar oluşur ve onun niyetini bir türlü göremez hale gelirim, oysa bu duvarı kuran ben değilimdir, şantajcının kendisidir, amacını gizlemek için bunu yapar.

Ona karşı koymayı, duvarın üzerinden karşıya bakmayı sürdürürsem, duvardan düşeceğim konusunda beni daha fazla korkutur, daha fazla soru sormamalıyımdır, bunu yapmaya mecburumdur çünkü arada zaten bir duvar vardır, bu duvarın arada bulunmasının nedeni de onun değil benim suçum olmalıdır, iyice sinirlenir, strese girer ve yoğun üzüntü duymaya başlarım, ona sinirlenirim am ne yapacağımı bilemem çünkü yavaş yavaş karalılığımı yitirir ve acizleşirim, oysa tüm bunların bilinçli bir şantaj nedeniyle yapıldığını görebilsem her şey kolaylıkla çözülebilecektir.

Plastik aşkların fenomenolojik anlamsızlıkları:

“Bu akşam sana gelmek istiyorum.” Manipülatör bir istekte bulunur.

“Olmaz, mimarlık çizim işini bitirmem gerek.” Kurbanın işi vardır, doğal olarak karşı gelir.

“Senin için geliyorum, hem de bu yağmurda, ikimiz için, neden anlamıyorsun, yoksa beni sevmiyor musun?” Manipülatör baskıya başlar, yapay olarak plan devrededir.

“Ama yarına mimarlar gelecek…”Kurban direnir ama işte o “ama” ile direnmesinin yavaş yavaş aşılabileceğini manipülatör çoktan anlamıştır, seni sinsi seni, bak ne diyor şimdi:

“O zaman sen de bir mimar bul kendine. Beni sevmiyorsan yolumuza gidelim bebeğim…”

“Neeeee? İki yıllık ilişkimiz var, bunu yapabileceğine inanmıyorum…”kurban şaşkındır, korku duymaya başlar.

“Beni sevmiyorsan bunu senin için yaparım bebeğim… Hayatımın anlamı da kalmadı, intiharı bile düşündüm… Hadi hoşça…” İkiyüzlüye de bak sen…

“Duuuuur, gel tamam.” Kurban kendini suçlu hisseder, mecbur kaldığının farkında değildir, artık yönünü şaşırmıştır, her şey ona korku verir, manipülatörün bir oyuncağı olduğunun ise hemen hiç farkında değildir.

Bir hafta sonrası:

( Manipülatör “iş modelinin” kurban üzerinde çalıştığını artık anlamıştır, kurbanını nasıl yönlendirebileceğini bilmekte; gerektiğinde kullanmak için fırsat kollamaktadır. )

Yine telefon çalmıştır…

“…Onunla görüşmeni artık istemiyorum.” Manipülatör bir istekte bulunur.

“Ama neden? Haftaya bir mimari projeye başlıyoruz ve onunla çok iyi anlaşıyorum, zaten sevgilisi de var…” Kurban teklife çok şaşırmıştır, doğal olarak karşı gelir.

“Senin için en iyisini istediğimi bilmiyor musun, seni sevdiğime neden inanmıyorsun? ” Manipülatör baskıya başlar, yapay olarak önceki plan yine devrededir.

“Ama projeye son anda kabul edildim. Sen o akşam geleyim diye diretmeseydin…”Kurban direnir ama işte o aynı “ama” ile direnmesinin yavaş yavaş aşılabileceğini manipülatör çoktan anlamıştır, seni sinsi seni, bak yine ne diyor şimdi:

“O zaman sen de mimarı çağırsaydın. Beni sevmiyorsan yolumuza gidelim bebeğim…”

“Neeeee? İki yıllık, hatta iki buçuk yıllık ilişkimiz var, (aradan bir hafta geçti ama iki buçuk yıl olmuş… ) bunu yapabileceğine inanmıyorum…”kurban şaşkındır, korku duymaya başlar.

“Beni sevmiyorsam bunu senin için yaparım bebeğim… Hayatımın anlamı da kalmadı, intiharı bile düşündüm… Hadi hoşça…” İkiyüzlüye de bak sen, yine aynı sözler değil mi bunlar?

“Duuuuur, tamam çıkıyorum projeden.” Kurban kendini suçlu hisseder, mecbur kaldığının yine farkında değildir, artık yönünü şaşırmıştır, her şey ona korku verir, manipülatörün bir oyuncağı olduğunun ise hemen hiç farkında değildir.

Bir de olaylara erkeğin gözünden bakalım:

Yine telefon çalar:

“…O kadın kimdi? Söyle çabuk. ” Manipülatör “gayet kadınsal” bir istekte bulunur.

“Hiiç, bir arkadaş…” Kurbanın işi gücü vardır, yeni öğle yemeğinden gelmiş, nişanlısı olan kadın ile makarnacının çıkışında ayrılmışlar, yanında kapıda karşılaştığı iş arkadaşı başka bir kadın olduğu halde büroya gelmiştir, kadı üst kattaki muhasebe kısmında çalışmaktadır, telefonu kapatmak ister, doğal olarak kadının sorusunu geçiştirir.

“Nasıl arkadaş? Onun kim olduğunu söyleyecek ve derhal görüşmeyi keseceksin.” Manipülatör baskıya başlar, planı hazırdır.

“Ama iş yerinden bir arkadaşım, görüşmeyi nasıl keserim, hem adını ne yapacaksın?” Kurban direnir ama işte o aynı “ama” ile direnmesinin yavaş yavaş aşılabileceğini manipülatör çoktan anlamıştır:

“O zaman sen de o kadınla görüşürsün artık. Beni sevmiyorsan yolumuza gidelim hayatım…”

“Neeeee? İki yıllık ilişkimiz var, biz nişanlıyız, bunu yapabileceğine inanmıyorum…”kurban şaşkındır, korku duymaya başlar.

“Beni sevmiyorsam bunu senin için yaparım hayatım… Hayatımın anlamı da kalmadı, bak; her taraf uyku hapı, ( uyku hapı dediği aspirindir ) intiharı bile düşündüm… Hadi hoşça…” İkiyüzlüye de bak sen…

“Duuuuur, üst katta muhasebeden birisi, adı Udi. Bugünden itibaren tüm görüşmeyi kesiyorum. Muhasebe işlerine de sen bakarsın.” Kurban kendini suçlu hisseder, mecbur kaldığının farkında değildir, artık yönünü şaşırmıştır, her şey ona korku verir, manipülatörün bir oyuncağı olduğunun ise hemen hiç farkında değildir.

“Ayrılacaksın oradan, başka bir iş daha vardı…”

“Peki geldiğimde konuşuruz o zaman…”

Bir hafta sonrası:

( Manipülatör kadın “iş modelinin” kurban üzerinde çalıştığını artık anlamıştır, kurbanını nasıl yönlendirebileceğini bilmekte; gerektiğinde kullanmak için fırsat kollamaktadır. )

“O kadınla hala görüşüyormuşsun, o işten ayrılmanı istiyorum, olur mu?” Manipülatör “gayet kadınsal” bir istekte bulunur.

“Bir bordro vardı, sonra tesadüfen karşılaştık, dün öğle yemeğine çıktık, ne var bunda?” Kurbanın yine işi gücü vardır, kadını geçiştirmeye çalışır.

“Nasıl bordroymuş bu? Ona hediye mi aldın yoksa? Oradan derhal ayrılacaksın.” Manipülatör baskıya başlar, planı hazırdır.

“Ama sadece iş arkadaşım o…” Kurban direnir ama işte o aynı “ama” ile direnmesinin yavaş yavaş aşılabileceğini manipülatör çoktan anlamıştır:

“O zaman sen de o kadınla evlenirsin artık. Beni sevmiyorsun bu açık, artık yolumuza gidelim hayatım…”

“Neeeee? İki yıllık ilişkimiz var, biz nişanlıyız, bunu yapabileceğine inanmıyorum…”kurban şaşkındır, yine korku duymaya başlar.

“Beni sevmiyorsam bunu senin için yaparım hayatım… Hayatımın anlamı da kalmadı, bak; her taraf uyku hapı, ( uyku hapı dediği su bardağıdır  ) intiharı bile düşündüm… Hadi hoşça…” İkiyüzlüye de bak sen…

“Duuuuur, üst katta muhasebeden birisi, adı U. Bugünden itibaren tüm görüşmeyi kesiyorum. İş aramaya başla.” Kurban kendini suçlu hisseder, mecbur kaldığının farkında değildir, artık yönünü şaşırmıştır, her şey ona korku verir, manipülatörün bir oyuncağı olduğunun ise hemen hiç farkında değildir.

Bu “şantajlı döngü” sürer durur, kimisi adına evliliğe hazırlık, kimisiyse boşanmaya başlangıç der.

 

Manipülatörler neden bu yollara başvurur?

Manipülatörler büyük oranda kendilerine güvensiz kimselerdir, o nedenle sürekli kaygı duyar, istediği bir şeyi yaptırabilmek için çok büyük bir eylemde bulunmaları gerektiğine karar vermiştir, bunun için aşırı tepki verir, çoğu zaman karşısındaki bu aşırı tepkiden aşırı şaşkınlık duyar, aralarında sanki konuşarak çözülecek hiçbir şey kalmamıştır.

Manipülatörler kaygılı, öfkeli ve sıkboğaz etmeye çok yatkın kimselerdir, sıkboğaz ederler çünkü devamlı karşıdaki kimseyi yoklar ve istediklerini elde edip edemeyecekleri konusunda yoğun kaygı duyarlar, sürekli kendilerini sağlama almaya çalışırlar, bunun için de karşıdaki kimseyi sürekli suçlu hissettirmeye çalışır, hatanın karşıdakinde olduğunu gizlice söylerler.

Manipülatörlerin en büyük “yardımları” ise karşıdakine sürekli bir ders verdiğini “düşündürtmesidir,” böylece karşıdaki onun otoritesini kabul edecek; onun hatasız bir düzeni sağladığını sanacaktır.

Manipülatörler planlarını kısa dönemde başarıyla uygulasa da çoğu zaman uzun dönemde pek başarılı olamaz, sürekli ceza tehdidiyle karşı kaşıya kalan kurban artık bunun “yapay” bir durum olduğunu geç ya da erken bir zamanda kavrar ve manipülatörden uzaklaşmayı tercih eder.

Bir şeye sahip olmak için yapılan tehdide şantaj denir çoğu zaman, bir kimseye suçluluk duygusu yükleyip kendine bağlamaya çalışmak çoğu zaman işe yarar, eğer eşiniz-sevgilinizden ayrı bir hata sonu tatiline gidiyorsanız iki taraftan birisi sürekli ve mutlaka şunu söyler: Sen olmadığında çok yalnız kalacağım, ne olur çabuk dön, kendimi bilmez haldeyim, nereden çıktı şimdi bu iş tatili…

Manipülatör tehdit teknikleri:

“Demek onunla görüştün, onu hemen vurmazsam insan değilim…”

( Oysa görüştüğü kimse evli biridir, görüşme de iş görüşmesidir. )

“Onunla görüşürsen beni hayatından çıkmış bil… Başka bir şey demeyeceğim, şimdi kapatıyorum…

( Oysa bir ilkokul arkadaşıdır… )

“Öyle olsun, seninle konuşmuyorum…”

( Oysa görüştüğü kimse sağır ve dilsizdir… Onun kimi kastettiğini ve ne istediğini anlayana kadar çabalar durursunuz, ona soramazsınız çünkü zaten sizinle konuşmuyordur… )

İlişkiler yakınlaştıkça şantaj ve tehdit imkanları daha da artar, boşanmakla tehdit edersiniz, sevmemekle tehdit edersiniz, parasız bırakmakla tehdit edersiniz, onu vurmakla tehdit edersiniz, kendinizi vurmakla tehdit edersiniz, her tehditte korku duyması gereken kimse benmişim gibi algılamam istenir, oysa istenen şeyin benimle fazla bir ilgisi yoktur, benden bir şeyi uygun biçimde isteyemeyen birisi manipülasyon tekniklerine başvurmaktadır, olan şey işte bundan ibarettir.

Her şantaj bir tehdit içerir, çoğu zaman bu tehdit karşıdakini yok saymaya kadar varır, bizi zayıflattıkça güçlenmeye başlayan bir şey ile karşı karşıya kalırız, şantajcı karşısındakinin bencil veya korkak olduğunu söyleyerek onu kolaylıkla etki altına alabilir, şantajcı her zaman olguları çarpıtmaya eğilimlidir, olguları çarpıttıkça kendisinin toplum yararına olduğunu söylemeye kadar işi vardırır, sürekli gizli şantaja maruz kalan birisinin yaşamı artık bir kollama ile geçer, her şeyden şüphelenir, kendine güvenini kaybetmiş, şantajcının çizdiği yola girmiştir.

Şantaj yöntemlerini en iyi bilenler azılı suçlular değil eşlerdir çünkü dünyanın en büyük şantajlarından birisi: “seni terk ederim”dir, bu öyle mi tehdittir ki maruz kalan eş ne yapacağını bilemez, kendini suçluluk duyguları içerisinde boğuşurken bulur, eşin kendisinden ayrılmaması için elinden geleni yapar, o nedenle birisi sizi terk etmekle tehdit ediyorsa ve bunu duyunca şaşırıyorsanız, bunu nedenlerini sizde değil karşınızdaki kimsede aramanız gerekir, karşımda duygusal zayıflıklarımı tespit etmiş bir manipülatör mü var?

Bir manipülatörden kurtulabilmenin en iyi yolu bunun bir manipülasyon ve şantaj tekniği olduğunu anlayıp karşıdakine açık bir biçimde bildirmekten geçer. Her şantajcı çoğu zaman nevrotik davranışlar barındırır, çoğu zaman geçmişte yaşadığı sorunlu bir ilişkisi vardır ve onun yansımaları size yansıtılmaya çalışılmaktadır.

Ne demiştik, manipülasyon bir kısır döngüdür:

Bu “şantajlı döngü” sürer durur, kimisi adına evliliğe hazırlık, kimisiyse boşanmaya başlangıç der.

 

GÜNCELLENEBİLİR… KİM BİLİR…

 

 

 

Comments

comments