Sosyoloji bir dövüş sporu mudur? Pierre Bourdieu Çalıştayı İzlenimlerimiz

Anahtar kelimeler: Pierre Bourdieu, Dünyanın Sefaleti, La misère du monde

Özet: Sosyoloji bir spor mudur?

 

Pierre Bourdieu’nun Dünyanın Sefaleti ( La misère du monde ) eserine göz atıyorum, 951 sayfalık epey hacimli ve yoğunluklu bir kolektif çalışma ve daha kapağından itibaren nedense bir “toplumsal müdahale” aracı olma izlenimini uyandırıyor, kitap 1990’lı yılların başında Bourdieu’nun yönettiği bir araştırma ekibi tarafından oluşturulmuş, ekip tüm Fransa’yı dolaşıyor ve toplumsal sefaletin izlerini sürüyor, kitabın Fransızca baskısına şu not düşülmüş: France parle, Fransa konuşuyor, zaten Bourdieu’nun amacı da Fransa’yı konuşturmak, daha önce seslerini duyuramamış kimselere söz hakkı vermek, tarihin sonunu duyuran neoliberal politikaların açmazlarını göstermek, eserin yarıdan fazlası insanlarla yapılan mülakatlardan oluşuyor, her mülakatın başında mülakatı yapan kimsenin bir analizi mevcut, 182 mülakat yapılmış ve bunun 60 kadarı bu çalışmaya aktarılabilmiş, kimi mülakatlara Bourdieu da katılıyor, bu 60 mülakatın yapılacağı kimselerin nasıl seçildiği konusunda çalışmada herhangi bir veriye ulaşamıyoruz, görüşmelerin öncesinde onu yapan araştırmacının gözlemleri, yöntemsel tespitleri, teorik çıkarsamaları ve ön analizleri mevcut, görüşmeler olduğu gibi metne aktarılıyor, her mülakatta bu ön analizlerin içeriği değişiyor, standart bir yapı bulunmuyor o yüzden araştırmacıların öznel koşulları ve soruları mülakatları bir biçimde biçimlendirebiliyor, araştırmacılar elbette bir epistemolojik ihtiyat içerisinde, kullandıkları yöntemler konusunda da öyleler.

Eserin morfolojisine bakıyorum:

Ana başlıklar, bölümler:

Birinci bölüm: BAKIŞ AÇILARI UZAMI: Jonquilles Sokağı, Yerinden Edilmiş Bir Aile, Herkes Kendi Evine, Medyanın Bakışı, Eşyanın Tabiatı, Uyum Sağlamış Bir Aile, Kötü Bir Yatırım, İyileştirme, Son Ayrım

Affetmeyen Kritik: Medyanın bakışından kimse haberdar değil, medyanın bakışını kendi bakışı sanıyor insanlar…

İkinci Bölüm: MEKAN ETKİSİ: Tersten Ütopya Olarak Amerika, The Zone, El Barrio’da Evsizlik

Affetmeyen Kritik Eğitim üst sınıfın işsiz görünme biçimi.

Üçüncü Bölüm: DEVLET ELİNİ ÇEKİNCE: İmkansız Görev, Kurumsal Kötü Niyet, Çifte Kısıt, Devletin Bakış Açısı, Düzenin Koruyucuları Arasında Kargaşa, Kadın ve Polis, Canlı Bir Sitem,

Affetmeyen Kritik: Devlet elini çekince birileri onun bakış açısını üstlenir her zaman.

Dördüncü Bölüm: ÇÖKÜŞ: Kadrolu ve Geçici İşçiler, Yaşlı İşçi ve Yeni Fabrika, Geçici İşçinin Hayali, Gece Çalışmak, Sahiplik, Bir Dünyanın Sonu, Sendika Temsilcisinin Yıkılan Dünyası, Çalınan Emek, Sessiz Şahit, Kırılgan Bir Denge, Pamuk İpliğine Bağlı, Yitip Gitmiş Bir Hayat, Düşüş, Bitmiş Kariyerler,

Affetmeyen Kritik: Sendika temsilcisi kimsesiz bir temsil.

Beşinci Bölüm: İÇERİNİN DIŞLANMIŞLARI: Hey Gidi Günler, Kayıp Cennet, Sarmal, İkili Bir Hayat, Fransızca Sınıfı, Güç İlişkisi, Kurumun Şiddeti

Affetmeyen Kritik: İçinde olduğun zaman dışlanırsın ancak.

Altıncı Bölüm: VERASETİN ÇELİŞKİLERİ: Eğitim Yazgısı, Riskli Başarı, Çelişkinin Özü, Hem Eş Hem Meslektaş, Özgürleşme, Yalnızlık

Affetmeyen Kritik: Anlayamazsınız.

ANLAMAK VE DERKENAR

Morfoloji bize birçok bakış açısının bulunduğunu sezdiriyor, belirli bir mesafeli bakış da söz konusu, her ne kadar mülakatlar arasında Bourdeau tarafından bir bütün gözetilerek yan yana getirme olsa da ayrı ayrı okunması da mümkün ama bunu yapma metinlerin neden o biçimiyle yan yana getirildiğini görmezden gelme riski taşıyabilir çünkü belli ki mülakatlar birbirine yakınlaşan mülakatlar gözetilerek sıralanmış.

Çalışma boyunca bir çok mekanda bir çok insanla karşılaşıyoruz: banliyölerde göçmenler, kenar mahallelerde işçiler, gençler, memurlar, polisler, öğretmenler, öğrenciler, esnaflar, çiftçiler, göçmenler.

Sefaletin boyutunu görebileceğimiz temalar ise yabancı düşmanlığı, işsizlik, göçmen sorunu yoksulluk, sosyal devletin iflası, küçük esnafın güçlükleri, tarım politikalarında çöküş, ailelerin dağılması, okul ve eğitimdeki kriz, suçlar, neoliberal politikaların açmazları.

Mülakatlar ve ön analizler sade ve akıcı, hatta bir eleştirel duruş benimsemeye dahi gerek kalmıyor çünkü yapılan mülakatın kendisi dolaysız bir eleştirel yoğunluk taşıyor, sefaleti olabilecek en sefil haliyle görür gibi oluyoruz ki Bourdeau’nun da amacı bu olmalı.

Çalışmayı bir neoliberalizm ve küreselleştirme eleştirisi üzerinden okumak ve siyasal alana bir müdahale kaygısı taşıdığını söylemek mümkün görünüyor, zaten Bourdeau Fransa’da meşru görünen bir entelektüel figür olgusunu devam ettiriyor, bu figür Sartre, Camus da olduğu gibi kamusal çatışmalara katılıyor, yetkinliği ile bu tartışmaları yönlendirmeye çalışıyor, bizim de bir Ulus Baker’imiz vardı, sahi onu neden kimse hesaba katmadı, kitabın Fransızca baskısının arka kapağında zaten şuna rastlıyoruz: “…Bu kitap siyaset yapmanın başka bir biçimini önermektedir.”

Bourdeau’nun eleştiri hedefinde her zaman olduğu gibi benzer olgular var: kanaat tacirlerinin yarı alimlerin, gazetecilerin ve kamuoyu anketlerinin açığa çıkardığı ve uygulamaya koyduğu sembolik şiddet, iktidar ve güç ilişkileri içerisinde gömülü sembolik şiddet,  bu eleştiri çalışmanın sonundaki anlamak bölümünde daha da yoğunlaşıyor.

“Konuşan bir nesneye sahip olmak, belki de İnsan Bilimleri’nin bir talihsizliğidir.”

Ortak kanıların ve ön yargıların cazibesine kapılmanın risklerini sezdiriyor bu söz, konuşan nesne dinleyeni de kendisi yapabiliyor.

Çalışmada sosyolog önce verileri alma konumunda, ardından yavaş yavaş bir terapist sosyoloğa dönüşmeye başlıyor, oradan da siyasal eyleme geçiş gerçekleşiyor.

“Sosyoloji bir dövüş sporudur.”

Burada sosyoloğa büyük görev düşüyor çünkü mülakat yaptığı kimsenin jestlerini, mimiklerini, açık sözlülüğünü, öfkesini, tereddütlerini, soluk alıp verişini, bakışını kaçırışını ve diğer fiziksel ifadeleri gözden kaçırmadan metne aktarmak zorunda.

Yine aynı şey oldu, sanki yanımda birisi var ve: dinliyorum seni, diyor ve bir şey tekrar ediyor…

 

Affetmeyen Kritik 1:

Eğitim sistemi sınıflararası eşitsizliği yeniden üreten bir mekanizmadır.

Karşı çıkış: Varolan eğitim sistemi bütünüyle ekonomik kapital olarak nitelenemez çünkü her kültürel kapital kendi devrimini de içerisinde taşır.

Affetmeyen Kritik 2:

Eğitim sistemi üst sınıfın kültürünü destekler o nedenle alt sınıftan gelen kimseler eğitim kurumlarına yabancılaşır.

Karşı çıkış: Kültürel kapital üst sınıfın kontrolünde değildir artık, bir serseri mayın görünümünde sınırdan sınıra geçip durmakta, “hegemonya”nın yeri belirlenememektedir.

Affetm denir.

Affetmeyen Kritik 4: Kitle, kitle iletişiminden habersizdir, kendisi için kitle iletişimcilerinin yaptığının farkına dahi varmaz.

Karşı çıkış: Farkına varmaz.

 

İşte yine aynı şey oldu, sanki yanımda birisi var ve: dinliyorum seni, diyor ve bir şey tekrar ediyor…

ZOONUS 1:

ZOONUS 2:

affetmeyensanat.com

Comments

comments