Öyleyse Floransa Biletlerini Alır Mısın? | Tefrika Roman, İkinci Bölüm

İlk bölüm için: buradan trene binebilirsiniz.

Birazdan gayet sağlıklı bir intihara kavuşacak işte.

Daha ne istiyorsun; seni sağlıksız bir yaşamdan kurtardım işte.

Yaşam sen değilsin; üç kuruşluk sosisli sandviç seni korur mu sanıyorsun;  sosisli sandviç o, mısırsız kaynamış sosisli sıcak sandviç, arasına biraz mayonez, biraz da salatalık turşusu, sandviç sensin, hepiniz soğuk sandviçsiniz toplumda, yemeye devam edin birbiriniz, satmaya devam edin birbirinizi, sandviç elbiseli insan görünümleri, sandviç gibi kadınlar, alacaksın böyle sandviçleri, şeytan diyor at buzluğa soğuta soğut bu kadın sandviçlerini… Kaynatılmış kaynamamış mısır toplumu ürünlerisiniz hepiniz, toplum mahsulü defolu insan görünümleri, geri değiştirmeye götürme bedenini, maalesef kapalıyız…Toplum fabrikasında “mahsulsünüz” hepiniz, konserve kutunuzu kilitlediniz mi, ama kimse sizi yemeye kutunuza girmesin, vah vah vah demek konserve kutunuzun kapağını çaldılar; bu devirde hırsız çok efendim, insan her gece konserve kutusunun kapağını sıkıca kilitlemeli, yoksa gecenize temiz hava girer de bütün geceniz bozulur değil mi, kilitli konserve kapaklarından yaptırın efendim siz de, öndeki kapak çelikten, hırsız hadi konserve kutunuzun öndeki kapağını zorladı da açtı diyelim, daha yağlar sızarken kesin kayar da yere düşer, hadi düşmedi de ikinci konserve kapağınızı da açmaya çalıştı diyelim, kesin içerideki bozulan yağdan ya da havadan kapağınızın zorlandığını anlarsınız, telefon edin hemen, arayın konserve destekli toplum polisini, size hemen birilerini göndersinler…

Evini yakmışlardı bir yıl kadar önce, iki sokak aşağıdaki çocuk yapmış, hafta sonları ailesi çocuğu evde yalnız bırakıyordu, gir bahçe kapısından içeriye, kapının yan tarafındaki o pencereden at Molotof kokteylini içeriye, çocuk içeride istediği kadar kokteyli içe dursun, ama önce içeriye girip çocuğu bağlamalıydı, sandalyeyi nasıl da savurdu, az daha alnına geliyordu, nereden tanıyabilirdim ki dedi savcıya, küçük çocuk işte, kokteyl yapacağım derken Molotof kokteyli yapmış, nereden bilebilirim ki, kafede çalışmıştım sadece bir süre, orada da öğretmediler açıkçası, gündüz vakti gören olmuş mu, hayır gece gitmişti, gören olana kadar ev yanacaktı zaten, hayır hiç haberim olmadı, çocuk işte kendi kendini yakmış kokteyl yapayım derken.

4.Köprüden atma

Dur işte şu köprünün kenarında, iyi ki karşıdaki şarapçılar görmediler, dizime vurup durma, bak birisi geliyor şimdi de, gelir gelmez üzerine atılmalı, gece vakti bütün köprüler şarap susuyor sanki; köprünün altından akan su da susmak için durul durul duruyor, şeytan diyor köprü alacakmış gibi git şu karşıdaki şarapçıların yanına, at hepsini kanala, kesin sivil polis onlardan birisi, bak nasıl da bakmaya başladı bu tarafa, karşı kıyıdaki parkta da toplantı mı var, belediye başkanı gelmiş, birkaç da gazeteci, seçim için köprü kenarında fotoğraf çektiriyor, iki kişi de etrafı kolaçan ediyor, arabasını köprünün karşı kıyısındaki parkın büyük kapısının o yana bırakmış, geç köprüyü; tek kişilik toplummuş gibi yaklaş başkanın yanına, affedersiniz başkanım de, at onu da kanala, geç köprüyü; yalnızlığınla kalabalık toplummuş gibi yaklaş belediye başkanının yanına, affedersiniz başkanım de, at onu da köprüden kanala… Geç şu köprüyü, yalnızlığında susan toplummuş gibi yaklaş belediye başkanının yanına, affedersiniz başkanım de, at onu sonra şu köprüden aşağıya kanalın sularına, geç sonra işte şu köprüyü, başkanın olmadığı tek kişilik bir toplummuş gibi yaklaş belediye başkanının yanına, affedersiniz başkanım de, yine geldim ama, sonra at onu köprüden aşağıya kanalın karanlık sularına sonra ona bakmadan geç şu köprüyü, başkanı boğulmuş tek kişilik bir toplummuş gibi yaklaş başkanın artık olmadığı olduğu yerin yanına, ilan et kendini toplumun başkanı olarak, sonra at kendini toplumun içine…

Toplum boğuluyor yardım ediiin; başkan yok mu toplumu boğacak…

Sonra ne olacak peki, topluma karşı orantılı tek kişilik toplum kullandığın için seni müebbet toplum cezasıyla ödüllendirmeye başlayacaklar…

Sosisli sandviç satan adam bayıldı kaldı, yoksa boğdu mu onu, hayır ütü kablosunu çok fazla sıkmamıştı daha, herhalde korkudan bayılmış olacaktı, birazdan kendine gelir, şu köprünün karşısından gelen neden bu tarafa bakıyor, hayır yürüyüp gidecek herhalde.

Köprüden atmış kendini köprünün kenarında birisi gelmesin diye bekledikten sonra köprünün altındaki serin sular mahkeme kapısı gibi açılmışta açılmış koridorları onu sorgulamışta sorgulamış ıslanmışta ıslanmış serinlemişte serinlemiş üşümüşte üşümüş çırpınmaya başlamışta başlamış köprünün kenarında beklemişler serin çimenler köprüde kara gözlüklüymüş evet köprü takmış karasından kara kırığı bir gözlük ikinci çocukları düştükten sonra koymuşlar onun adını hatırlıyor muydu şu an seslense suda konuşamazdı suyun altında sessizlenmek konuşmak mıydı ikinci çocukları düşünce o da atlamaya karar vermiş mahkeme binasının çatısının kenarında durup demek sosisli sandviç satarsın kaynamamış kaynamış mısırcı satar hem kendini hem mısırları satarmış aşağıdan mahkemenin bıraktığı suçlular ona seslenmiş haydi atla da içeriye girelim ne duruyorsun orada o da seslenecek değil ya suçlusunuz ama hepiniz dışarıdasınız artık ceza evleri toplum içine yapılıyor kanunları satın alacak parası olamayanlardır suçunu çekmek zorunda kalan neden boğdun sosisli sandviçli kaynamamış kaynamış mısır satan adamı onu mısır yedirerek boğdum çok yediği için boğuldu kimse görmemiş mi onu kanala atarken mısır yediğini kimse görmemiş olamaz karşı kıyıda şarapçılar vardı, belediye başkanı vardı yeni kampanyası için fotoğraf çektiriyordu park ışıklarının orada şeytan diyor geç şu köprüyü belediye başkanını nereden bulacaksın bir daha böyle en azından belediyecilik tarihine adın yazılır bir belediye başkanını boğmuş olarak yanına yaklaştığında sessiz olun fotoğraf çekiminde başkanı önemli değil efendim bu sırada da onu kanala atabilirim zahmet olduydu hayır efendim kanal şu an gayet müsait.

5.Belediye başkanı adayını kanala atması

Kanalda arama yapmışlar ertesi güne kalmadan demek belediye başkanını kanala atmışlar hangi kanal reklam arasında yayın yapılıyor efendim belediye kasasına katkı için hiç mi engelleyen olmamış fotoğraf çekimindeymiş arabasından inmiş parkta kimse yok diye kanalın o tarafa gitmişler fotoğrafçısıyla biri saymanı diğeri özel kalem vesairesi park sessizmiş köprünün karşı tarafında elinde ütü kablosu tutan birisi ütü ütü tutmaya çıkmıştım sayın savcı elimdeki kablo biraz daha uzun olsa en az altı kilo ütü tutardım yavaş yavaş kimi sürüklemişim köprünün bacağına sosisli sandviç istemişti kaynamamış kaynamış mısır satan adam onunla gittik o köprünün yanına bu ütü kablosunu boynuna bağlayayım sen atla en iri ütülerden bir tanesini tut işaret verdiğinde seni yukarıya çekerim dedim işaret vermedi ki sayın hakim işaret verse boğulmazdı onu belediye başkanı da gördü boğulmuş olsa da onun da ifadesi alınabilir dizime vurma öyle biraz daha sıkarsam bu kabloyu eğer onu kanala atarken neden gören olmuş bir başkan görmüştü diğerleri uzakta köprüden gelen o şarapçı çok sarhoştu görse de onu attığımı hiçbir şey anlamamıştır başkanı belediyeden bir yakını ararsa eğer yok değin belediye hep yakını doludur başkanı belediye dışından bir uzağı ararsa var deyin belediye dışındakiler hep uzağı değil midir zaten belediye başkanı polise gidemez ceza hukukuna göre kanala düştüğü için boğulan bir başkanın polise şikayet amacıyla gitmesi devlet ve belediye iç tüzüğüne aykırıdır köprü tanıklık edebilir suyun yalnızlığına sayın hakim vali o sırada fotoğraf çektirmediği için boğulmaktan kurtulmuş rüşvet görünümünde haraç maksadıyla meclise gittiğini söylediler de inanmamış neden yapsın ki böyle bir şey aldığı onca para az gelecek değil ya belki de başka ülkenin meclisine gitmiş niteliksiz dolandırıcılıktan ceza almamak için valiler kaynamış mısır yemez mi belediye başkanını mısır kazanının içine atın dediler bu daha mı iyi olacaktı kanala atmaktan ütü kablosuna işaret verse çekecektim onu ya çıkınca mısır kazanına ataydı başkanı çatal saplamış başkana tuzlamaya kalkmış da toplumdan zor kurtarmışlar gecikmiş vergi cezalarına indirim yaparak kendini affettirme yoluna gitmişmiş sonra bir de bakmış ki::

Tutuksuz yargılandı duruşma da cezai ehliyetini yanına almamış kesin o köprünün orada bir yerde düşürdü belki de sosisli sandviç satan aldı sorguçlar sürekli onu sorusuz bıraktı ve duruşma altı ekime ertelendi ne kadar ertelenebilir bir duruşma durana kadar ertelenirse bu duruşma adildir dedi mi hakim dikkatle gözlerime bakmıştı ehliyetimi ararcasına onu anlıyordum anlayamayacağı şey onu anlayabildiğimi anlayamamasıydı::

Hakimin önüne ceket cebimden çıkarıp bir avuç adalet atabilirdim terazide tartılmış tam altı kilo ütü tutan dümdüz bir adalet::

Hakimler insan olabilir mi; insan olan hata yapacağına göre adalet her zaman hata yapabilir::

Hakimin o tokmağı hangi tonda ses çıkarıyor armonik minördeyse neden tok tok::

Kapı açıldı ağır cezanın ağır ceza mahkemeleri hafif bir nedenle büyük suç işleyenler için yapılmıştır o kadar ağır cezalar verilir ki yaşamın basitliğini bütünüyle gözler önüne serer nedense::

Mahkeme koridorları tersinden yürürsen koridorlardan yapılmış şey mahkemedir::

Mahkeme tutanakları tersinden tutarsan tutanaklara tutturulmuş şey mahkeme duvarıdır::

Ağır ceza mahkemesinin kapısı tersinden açarsan kapıları açık olduğu halde kimsenin girmediği yaşambirlik kalınan oteldir::

Ağır ceza mahkemesinin zili tersinden çalarsan duymamak için sessizliğin bütün gürültüsüyle çınlamasıdır::

Mahkeme binasının karşısındaki manav dükkanı tersinden satın alırsan manav dükkanlarının karşısına mahkeme binası yapmak adaletin katma değersiz doğasına aykırıdır::

Mahkeme binasının karşısındaki manavın yanındaki muhasebe bürosu tersinden muhasebe hilesi yaparsan kaçırılan verginin hormonlu domates olarak mahkemedeki avukatların savcıya teslim edilmek üzere bıraktıkları geri iadeli rüşvettir::

Mahkeme binalarının karşısındaki tramvay durakları tersinden beklersen gideceğin yere duruşma salonu götüren gereği düşünülmüş kamusal zarar hizmetidir::

Mahkeme binalarının önünden geçenler tersinden geçersen sahte güven duygularını gerçekleştirmek için mahkeme binalarını şehrin orta yerlerine yapanlardır::

Mahkeme binalarına matbuu evrak basanlar tersinden basarsan her onaylanmış mühürlenmiş evrak suçlulara verilmiş birer evlilik yıldönümü hediyesidir::

Mahkeme binalarına avukat üretmek üzere yap işlet modeliyle açılan hukuk imalat fabrikaları tersinden paketlersen açlık sınırına yakın ücretle çalışanların hukuk üretim bandına bedenlerini kaptırmaları sonrası devletin kamu malına zarar verdiği gerekçesiyle yakınlarına ön ödemeli avukat tutmasıdır::

Mahkeme binalarında bardağa atılan kesme şeker tersinden atarsan mahkeme binasını karıştırmak için atılan birer beklenti panzehiridir::

Mahkeme binalarının çatısına konan kargalar tersinden konarsan kargaların altına adaletsizce kondurulmuş yerinden kimsenin kıpırdatamadığı devlet mülkiyetli özgülük abidesidir::

Mahkeme binalarının çatısındaki t.v. anteni tersinden açarsan net göstermeyen adaleti toplum vicdanıyla uyutma biçimidir::

Mahkeme binalarının kapısına bırakılan çocuklar tersinden bırakırsan yeni doğan çocuğa mahkeme binasının toplumsal oyuncak olarak hediye edilmesidir::

Mahkeme binalarının önünde bekleyen polisler tersinden emniyeti açarsan adalete güvenmeyenleri susturmak için yürütülmüş yürütme biçimidir::

Mahkeme binalarının dışına inşa edilen toplum tersinden çözersen çözülen toplumu içine çok uluslu sermayedar ajanlarını yerleştirerek bir adalet satış şirketi kurma biçimidir.

Başkanı sosisli sandviç satanı attıktan on dakika sonra atmış kanala, başkanın yanında sadece fotoğrafçısı varmış; o da makinesiyle uğraştığından başkan kanala düştüğünde ancak durumu algılayabilmiş, diğer iki yardımcısıysa büyük parkın o kapısın yanındaymış; birisi plastik bardakta çay içiyormuş diğeri de telefon ile konuşuyormuş onun başkanın yanına yaklaştığını görünce hareketlenmişler ama başkan anca kanala düştüğünde kanalın yanına gelmişler…

 

İKİNCİ BÖLÜMÜN SONU

Comments

comments