Sanat mı, Anti-Sanat mı, Muz mu, “Planlanmış Sansasyon mu? | Maurizio Cattelan’ın “İmzasını” Taşıyan “Bir Muz” 120 Bin Dolara Satıldı.

Schopenhauer, “Art Basel” sanat fuarında sergilenen muzu ve muz sanatı temalı haberi görse mutlaka şöyle derdi: “İştah açan meyveleri tablolarında sergileyen Hollandalılar bu kadarını da yapmazdı. Bu sanat ise “güzellik, yücelik” nerede?”

Bu sanat değil ise burada ne tür işler dönüyor olabilir?

Önce olguya bir göz atmak gerekirse:

“ABD’nin Miami Beach kentinde, çok sayıda galerinin katıldığı ‘Art Basel’ sanat fuarında Maurizio Cattelan’ın “imzasını” taşıyan ve duvara bantlanan bir muzdan ibaret olan ‘sanat eseri’ 120 bin dolara satıldı.”

Dikkate değer bir durum ise sanatçının değişik malzemeler ile (bronz ve reçine) eserini denedikten sonra en iyi malzemenin gerçek muz olduğuna karar vermesi ve %100 organik olanın gerçek muz olduğu ya da olabileceği fikrini benimsemesi, tabii bu sürecin kolay olduğu söylenemez, sonuçta sanatçı  çok fazla post-modernist kaygılar içerisinde çabaladığından, bu sanatsal esrimeye epey düşündükten sonra varabilmiş. Görünen o ki bunun öncesinde muzda %100 karar kılıp muz eserini muzdan yapmamış. Elbette burada akla bir çok soru geliyor, sanatçı, %100 organik bir muz yapmaya çalışırken yanlışlıkla armudu, Duchamp’ın bahçe küreğini ya da lahanayı da seçebilirdi, hal böyle olduğunda eseri %100 organik muz olmayacağı için bir takım tecimsel ve kavramsal sorunları da beraberinde getirmiş olacaktı. Tüm bu zorlukları aşıp sanatçının yoğun bir aydınlanma içerisinde %100 organik muzun ancak %100 organik muz ile yapılabileceğini kavramış olması bizce takdir edilecek bir başarıdır.

Burada olguların derinine inebilmek için 3 soru “fenomenolojik” bir önem taşıyor bizce ; sorularımız şöyle:

Muzlu sanatlı soru 1: “Sanat eserine” 120 bin dolar veren “yüksek koleksiyoner” ile galeri arasında daha önceden bir takım görüşmeler (iş bağlantıları diyelim) olmuş mudur?

Muzlu sanatlı soru 2:  Sanatçı ile galeri arasında “ne yapsak da bir sansasyona yol açsak” temalı sanatın fenomenojik ekonomi planı arasında bir takım “piar” çalışmaları yapılmış mıdır?

Muzlu sanatlı soru 3: Galerinin bu “sanat sansasyonu” için ayırdığı net yatırım bütçesini ne olmuştur, kısa orta ve uzun vadeli olası sansasyon kar öngörüleri nelerdir?

Sanatın, iletişim ve tüketim çağı içerisinde sürekli tüketilmesi olgusu ile karşı karşıyız. Artık sanat eseri olgusu kimi zaman “tasarım” kimi zaman, “tasarım fikri” kimi zaman da sadece “satılabilir ürün” anlamına geliyor. Eski çağlarda sadece üst sınıflar sanat eserlerine ulaşabiliyorken günümüzde herkes ve her şey için “sanat” yapılabiliyor. Tüketim toplumunda sanat olgusunun yaşamı sürekli kısalıyor çünkü “sanat tüketicisi” her tür sanatı sürekli ve hızlı bir biçimde tüketme eğiliminde. Güncel-“çağdaş” sanat artık “özgünlükten” çok gelip geçici sansasyona planlarına; birbirini sürekli tekrar eden “yeniden üretilebilir” sansasyon haberlerine bırakıyor.

 

Resim, dolayısıyla sanat ‘kara paranın’ sürekli içinde döndüğü büyük bir endüstri, o nedenle ‘sanat eseri’ olarak tanımlanan her şey, ‘sanatçı’ tarafından ‘kar edilme’ amacıyla yapılmakta, sanat endüstrisi; daha da genelinde ise ‘kültür endüstrisi’ böyle işliyor. Her yanda yoğun bir ‘özgünleşmiş serializm’ var, kopyanın kopyası, yapay kişiselleşmeler bu sanat ürününü iyi bir ‘kar’ olanağı yapıyor. Sanat büyük oranda geçmişin ‘büyük ustaları’ sayesinde standartlaşabildiği için bu standartlaşmaya karşı gösterilen en küçük bir tepki dahi ‘yeni bir dil’ gibi algılanmaya başlıyor, oysa tepkileri gösterenlerin sanatsal derinliği o kadar yüzeyde ki. Sanatsal materyal üzerinde hakimiyet, banka hesabı üzerinde hakimiyettir. Sürekli bu yapay karşı çıkışları çoğalttıkça karşı çıktığınız nesnenin kendisini dahi kaybettiğinizin farkında değilsiniz, bir şeye karşısınız ama neye karşı olduğunuzu kendinizde bir yerden sonra fark etmiyorsunuz…

Nasıl bir dünyada kaldığımı otelciye sordum, müşteriler gidene kadar biraz bekleyin, dedi.

VARAN 1: Bir kimse asla kendini ‘sanatçı’ olarak niteleyemez, nitelememeli, ‘sanatçı’ bir nitelik değil, her kimliği kapsayan nicelikli bir hiç kimseliktir.

VARAN 2: Resim yapıyor olmanız ‘sanatçı’ olduğunuz anlamına gelmez; sadece resim yapıyor olduğunuz anlamına gelir.

VARAN 3: Artan nüfus nedeniyle her gün yeni bir ‘sanatçı’nın türemesi normal; ama hepsinin bu kadar ‘sığ’ olması normal değil.

Elbette;

Sanatçı aslında burada tecimsel kaygılar güderek dışavurumsal keskin çizgiler içerisinde provakatif bir yaklaşım benimseyerek girift bir edinimsel devinimselliği hazırlamış, diyerek işin içinden çıkamayız…

 

Kaç çeşit SANAT AKLAMA yöntemi bulunmakta? ( Çok zor soru! )

Bir sayı vermek mümkün değil, burada bütün yaratıcılığınızı kullanmanız ve”karmaşanın içindeki ‘spesifik’ sadelik arayışında” yoğunlaşmış olmanız; hatta nesnenin anlamını nesneden bağımsız olarak kurmak gibi basit denebilecek hünerlerinizin de olmuş olması gerekir, bunu yaparsanız  akla gelmeyecek yöntemler bulabilir ve kullanabilirsiniz. O nedenle sınırsız sayıda ‘sanat aklama’ yöntemi vardır denebilir. Aklama yöntemleri sanatçıdan-sanatçıya, küratörden-sanatçıya, sanatçıdan-küratöre, küratörden-küratöre, küratörden-ikinci el eşya dükkanlarına ve küratörden galeri sahibine; geniş bir çeşitlilik gösterir. Burada finansal sistemlerde kullanılan araçların çeşitliliği de önemli olmaktadır. Artık çağımızda ‘sanatçılar’ ve onların çoğu zaman çok yakınında olan yasadışı gelir elde edenler kendi paralarını kendileri aklamıyor, bunu yapan ‘sanat galerileri’ eksenli firmalar var. Bu kimseler hizmetlerine karşılık olarak ya komisyon, prim adı altında gelir elde ediyorlar ya da yakın zamanda fiyatı ikiye katlanacak ‘modern sanat’ eserlerinin bazılarını koleksiyonlarına katarak ellerinde tutmayı tercih ediyorlar.

“Karmaşanın içindeki ‘spesifik’ sadelik arayışında” olunuz azizim, hayat ve havyar burada!”

 

Soru: Bu “sanat eseri” görünümlü tabloda sanatsal açıdan eksik olan şey nedir? Cevap: Tuvale bantlanmış bir muz.

“Kültür tüketicisi, “kendini feda etmeyi seven”, “moda ve çağdaş olanı izleyen” ve bu nedenle, dün kendinden geçercesine bağlandığı şeye, o zaman kendinden geçerek bağlandığı için öfke duyan, bu şekilde kendinden öc alan davranış özelliğine sahiptir.” Adorno

Bir kara para küratörü ve muz cumhuriyeti mensubu olsam yapabileceğim işler aklımdan geçmeye başlamıştı:

1. Ayda ne kadar muz satıldığı ve kazanç elde ettiği kolay kolay tespit edilemeyen ve sürekli nakit paranın döndüğü işletmelerden birisini sanat galerimin bünyesine katabilirim.

2. Paravan muz şirketi kurabilirim, bu şirket otel ya da restoran işletmesi olursa en uygunu; çünkü vergi oranı %8’dir.

3. Kumarda para kazanmış gibi görünebilirim, on defa kırmızıya bastım ve kazandım, hep siz kazanacak değilsiniz ya!

4. Al Capone gibi çamaşırhane açabilirim, adını: Çamaşırhanesanatı ya da daha modern olması için Launderingart koyabilirim ve modern sanatçıların kirli çamaşırlarını toplatır, sonra temizletmeden onlara geri bırakır, komisyonumu alır kenara çekilirim.

5. Modern sanat alım satımı işinde uzman bir şirketi bünyemize katabilirim, bire bin kazanabilirim. (İşte buuuuu dostum, tam aradığım şey)

Launderingart!

A-HEY HEYY Launderingart!

Ne kadar da havalı değil mi, bunun bir çamaşırhane olduğunu söylesen; inan kimse inanmaz!

Laundering ( Money Laundering ): Aslında çamaşırhane kelimesinden geliyor, ünlü sanat dostu Al Capone’un literatüre kazandırdığı bir sanat terimi.

Kara paraya, yasa dışı elde edilen paranın, vergilendirilmiş ve yasal dolaşıma sokularak kaynağının hiçbir biçimde belirlenemez yapılması, der isek Launderingart için de şunu demeliyiz:

Launderingart: Yasa dışı elde edilen paranın vergilendirilmiş sanat galerileri ve koleksiyoncu avlama, fonlama şirketleri tarafından yasal dolaşıma sokulması ve kaynağının ‘modern sanat’ üreten ‘sanat eseri’ yapılması. Bu yöntem, Al Capone zamanında, kendisinin çamaşırhaneler üzerinden para aklaması fikrinin gelişmiş biçimi.

Öneriler:

Bir sanat sever olarak yüz  milyon dolara bir çağdaş sanat eseri satın alın, bunu limanda bekletin, beş yıl sonra diğer sanat severlere iki katına satın.

Bir çakmağa en fazla iki çakmak parası vererek parayı aklayabilirsiniz ama bir tabloya değer biçilemediği için bir milyon çakmak parası vermiş gibi de görünebilirsiniz.

Bunlar gayet uygun şeylermiş aslında…

Devlet soruyor:

Bu parayı nereden buldun?

Kara para küratörü olarak sen cevaplıyorsun:

Elbette modern sanattan.

Devlet susuyor:

Anladım anladım, zaten modern sanattan pek anlamam.

 

‘Starving’ artist eats $120K banana at Art Basel | DW News:

 

 

Comments

comments