“Kente Yabancılaşma” Kavramı ve Wim Wenders; Alice Kentlerde, Filminin Bir Analizi | Wim Wenders, Alice in the Cities: Alice in den Stadten

“Kente Yabancılaşma” Kavramı ve Wim Wenders; Alice Kentlerde, Filminin Bir Analizi | Wim Wenders, Alice in the Cities: Alice in den Stadten

Anahtar Kelimeler: Wim Wenders, Alice Kentlerde, Alice in den Stadten

Fenomenolojik Ön Giriş:

Röportaj yapmak için ABD’ye gidiş. Devasa kentler. Devasa binalar. Her şeyin artık yabancı gelmesi: kendinin bile. Fotoğrafını çektiğin nesneler tarafından sürekli boşluğa itilme. Her şeyin itici gelmeye başlaması. Geri geri giderek ileriye kaçış. Kimliği kaybetme. Kimsin, kimliğin kim? Hiçbir amaç taşımadan kentlerde dolaşma. En iyisi ülkem dediğin yere dönmen. Yalnız olarak mı? Elbette değil. Havaalanının döner kapısında küçük bir kız görüyorsun. O da senin gibi amaçsız. Sonra bir umutsuz kadın: küçük kızın annesi. Onlar da senin gibi Almanya’ya gidecek ama grev nedeniyle uçuşlar iptal olmuş. Amsterdam’a uçup oradan Almanya’ya gidebilirsiniz ancak. Küçük kızın annesi Lisa İngilizce bilmediği için ona rezerve sırasında yardım ediyordun. Birbirinizi anlıyor musunuz? Sonra Lisa ve Alice’i daha önce kaldığın bir otele yerleştiriyorsun. Ya sen ne yapacaksın? Sevgilini görmeye gidiyorsun ama o artık orada kalamayacağını söylüyor. Sen tıpkı bir fotoğraf ve gösterdiği şey gibi, gerçek ile olan bağını çoktan kaybettin. Gösterilenin fotoğraf kağıdına basılı olması gerçeğinin de orada olduğu anlamına gelmiyor. Ne yapacaksın şimdi? Lisa’nın yerleştiği otele gidiyorsun. Lisa sana kapıyı açıyor. Orada kalabilirsin. Seninle sevişemem ama yatağımı paylaşabilirim, diyor Lisa. Geceyarısı T.V. karşısında notlar alıyorsun. Reklamlar bitince başlayan programlar dahi reklam kokuyor artık. Sabah uyanıyorsun, Lisa senin uyandığını bilmiyor. Bir not yazıp çıkıyor. Kapı kapanınca kalkıp nota bakıyorsun: Saat 1’de Empire State Building’in tepesinde olacakmış. Oraya gidiyorsunuz küçük Alice ile. Elbette Lisa gelmiyor. Hava da serin. Otele dönüyorsunuz, ta ta ta taaam: Lisa bir saat önce otelden ayrılmış, bir de not bırakmış: Hans (sevgilisi) histerik davranıyor. Onu yalnız bırakamam. Lütfen Alice’i yanında götür, yoksa asla ayrılamayacağım. İki gün sonra… Amsterdam’da görüşürüz. O sevgilisi ile görüşecek. Bir şeyi çözmeden gelemez. Alice ile önce Amsterdam’a gidiyorsun. Havaalanının yanında pahalı bir otele yerleştiniz. İki gün bekliyorsunuz. Alice sana biraz Amsterdam’ı gezdirdi. Amsterdam’dan hoşlandın mı? Pek sayılmaz dostum, daha tekne gezisi bitmeden tekneden indiniz sonuçta. Bak Alice sana soruyor? Nereye? Otele dönüyoruz, diyorsun. Peki neden? Çünkü kentler senin için bir şey ifade etmiyor. Alice açıkmış. Onu ucuz bir lokantaya götürüyorsun çünkü paran bitmek üzere. Alice orada yemek istemiyor. Neden orada yiyeceksiniz? Param bitmek üzere diyorsun. Peki neden pahalı bir otelde kalıyoruz diye soracak Alice. Çünkü havaalanına yakın, diyorsun. Otele döndünüz İki gün sonra havaalanına gidiyorsunuz ama Lisa elbette gelen uçakta yok. Alice tuvalete kendini kapatıp ağlıyor. Şimdi ne yapacaksın? Alice’e büyükannesinin Almanya’nın neresinde olduğunu soruyorsun. Bir rehber çıkardın. A’dan Z’ye bütün şehirlerin isimlerini söylüyorsun. En sonunda Wuppertal geliyor. Alice hatırlıyor. Peki Wuppertal’ın neresinde? Tam yerini bilmiyorum ama gidince bulurum. Peki şimdi ne olacak? Haydi Wuppertal’e gidiyoruz. Peki yaşamın değişecek mi?

PRELÜD:

1.

Alice Kentlerde (Alice in the Cities),  öncü yönetmen Wim Wenders’in yol filmleri üçlemesinin ilk filmi. Senaryosu Wenders ve Veith vo Fürstenberg’e ait, görüntü yönetmenliğinde ise Wenders filmlerinin olmazsa olmazı olan Robby Müller var ve film bir Arriflex BL film kamerasıyla 16 mm film formatına siyah beyaz olarak çekilmiş. Filmin epey düşük bir bütçe ile çekildiğini söylemek mümkün, benim de favori oyuncularımdan olan az söz çok oyunculuk ve mimik ile çarpıcı anlatım olanakları sağlayan Rüdiger Vogler, üçlemenin diğer iki filminde de olduğu üzere başrolde, Yella Rottländer çocuk oyuncu, Lisa Kreuzer ise annesi rolünde.

Filmin en unutulmaz (tabii bize göre) sahnelerinden birisi:

2.

Filmin ses atmosferini çarpıcı biçimde “boşlukla biçimlendiren” (çoğu zaman gitar arpeji dahi yeten…) Alman psychedelic rock grubu Can’i unutmak ise mümkün değil.

3.

Filmi renkli düşünmek pek mümkün değil, siyah beyaz olması anlatıma büyük bir güç katıyor ki bunda görüntü yönetmeni Robby Müller’i payı büyük, filmin önceleri renkli olarak çekilmesi düşünülmüş, hatta hemen tab yapan makinelerin üretici Polaroid filme sponsor olmuş ama Robby Müller rengin bu film için uygun olamayacağını düşünmüş, siyah beyaz dönülmüş, buna rağmen Polaroid filmden sponsorluğunu çekmemiş ve sonuçta filmde de gördüğümüz üzere Polaroid’in o yıl piyasaya verdiği SX-70 modeli anlık fotoğraf makinesi filmin birçok sahnesinde “ürün yerleştirme” olarak gözümüze çarpıyor.

Giriş:

4.

Film, bir yayınevi için çalışan bir fotoğrafçının Amerika’da aradığını bulamaması ve bu arayış sırasında amaçsızlaşması üzerine kurulu, ne yayınevinin istediği metni (Amerika manzaraları…) hazırlayabiliyor ne de isteği kareleri pek çekebiliyor, sahil kenarında oturmuş; çektiği fotoğraflara bakıyor filmin ilk sahnesinde ve hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını düşünüyor, sonra bir otele gidiyor, amaçsızca odanın içerisinde dolaşan T.V. sesi, arada bir uyanıp T.V.’ye bakıyor, sonrasında T.V.‘yi yere atıyor (haberleri kırma isteği mi…), ertesi gün Almanya’ya dönmek için aracını satıyor:

28

00:13:46,399 –> 00:13:47,546

300 dolar eder.

29

00:13:53,802 –> 00:13:55,436

Daha fazla alabileceğimi düşünmüştüm.

Sonrasında editörü ile görüşüyor ve neden istenen metni yazmadığını anlıyorum:

37

00:17:02,524 –> 00:17:03,567

Merhaba Phil.

38

00:17:04,922 –> 00:17:06,382

Hikâyen nasıl gidiyor?

39

00:17:07,053 –> 00:17:08,347

Henüz bitirmedim.

40

00:17:08,865 –> 00:17:10,418

Ne zaman bitirebilirsin?

41

00:17:10,432 –> 00:17:13,727

Birçok fotoğraf çektim ve not aldım…

42

00:17:14,270 –> 00:17:15,563

…yeterli malzemem var.

43

00:17:15,814 –> 00:17:19,400

Fotoğraf çekmen gerekmiyordu, sadece hikâyeyi yazacaktın.

44

00:17:21,112 –> 00:17:22,947

Evet, biliyorum.

45

00:17:24,240 –> 00:17:27,493

Ama bu hikâye gördüğümüz levhalar ve…

46

00:17:28,035 –> 00:17:29,453

…manzaralar hakkında.

Sonra hikayeyi Almanya’da bitireceğini, bugün oraya uçacağını söylüyor, ardından havaalanına gidiyor ve iniş personelinin grevi olduğu için hiçbir şirketin Almanya’ya uçmadığını öğreniyor, yine de bir çözüm öneriyor danışmadaki kadın:

81

00:20:06,764 –> 00:20:10,230

Sizi mümkün olduğu kadar yakın bir yere yollarız, mesela Amsterdam’a…

82

00:20:10,236 –> 00:20:11,736

…oradan otobüse binebilirsiniz.

Bu sırada küçük kızı Alice ile birlikte Almanya’ya gitmek isteyen ve sevgilisinden yeni ayrılmış bir kadın ile tanışıyor, o da Amsterdam üzerinden Almanya’ya gitmeye karar veriyor:

99

00:21:07,155 –> 00:21:11,077

Bana uçakta yer ayırtır mısınız?

İngilizcem çok kötü.

Sonrasında birlikte daha önce kaldıkları otele gidip Lisa ve Alice için bir oda ayırtıyorlar, Philip sevgilisinin yanında kalmak için onun evine gidiyor ama ondan orada kalamayacağını öğreniyor, bir süre tartışıyorlar, ardından otele dönüyor, koridorda onun kırdığı T.V.’yi götüren bir görevli, Lisa’nın odasının kapısını çalıyor, Lisa ona bu gece orada kalabileceğini söylüyor, ertesi sabah Lisa bir not bırakarak erkenden otelden ayrılıyor.

213

00:35:53,649 –> 00:35:57,653

Saat 1’de Empire State Building’in tepesinde olacağım.

 

Philip ve küçük Alice oraya gidiyorlar ama elbette Lisa’yı orada bulamıyorlar, o andan itibaren Lisa’nın Almanya’ya hemen dönemeyeceği anlaşılıyor, otele döndüklerinde Lisa’nın bir saat önce otelden ayrıldıklarını öğreniyorlar:

223

00:39:26,512 –> 00:39:27,680

Henüz ayrılamam.

224

00:39:27,931 –> 00:39:30,517

Hans histerik davranıyor. Onu yalnız bırakamam.

225

00:39:30,976 –> 00:39:33,395

Lütfen Alice’i yanında götür, yoksa asla ayrılamayacağım.

226

00:39:33,812 –> 00:39:35,523

İki gün sonra…

227

00:39:35,857 –> 00:39:37,816

…Amsterdam’da görüşürüz.

 

Öğleden sonra Philip ve Alice havaalanındalar, film boyunca olduğu gibi Alice yine acıkmış, Philip’ten yiyecek bir şey almasını söylüyor, uçakta adam asmaca oynuyorlar:

265

00:46:27,484 –> 00:46:30,362

Kelime neydi?

266

00:46:33,032 –> 00:46:34,242

“Rüya.”

267

00:46:34,492 –> 00:46:37,077

Rüya.

Bu kelime sayılmaz.

268

00:46:37,537 –> 00:46:39,372

Sadece somut şeyler.

Sonra Amsterdam’a varıyorlar, saat farkı nedeniyle orada zaman sabahın beşi, uyumak için havaalanına en yakın otele gidiyorlar, Alice saat on birde Philip’i uyandıracak, uyandıklarında Alice gördüğü düşten bahsediyor, ardından Amsterdam’ı gezmek için çıkıyorlar, daha önce Alice burada yaşamış, Philip’e onu gezdirebileceğini söylemişti, bir sokakta Philip’in fotoğrafını çekiyor küçük Alice:

301

00:52:41,485 –> 00:52:44,572

Senin bir fotoğrafını çekmek istiyorum.

302

00:52:59,256 –> 00:53:02,969

Böylece en azından neye benzediğini bilirsin.

Kanalda tekne turuna katılıyorlar, Philip tur bitmeden tekneden iniyor, Alice de yanında:

309

00:54:05,288 –> 00:54:08,959

– Hadi otele geri dönelim.

– Ben acıktım.

Philip fazla parası kalmadığı için ucuz bir yere gidiyor, Alice ucuz bir yerde yemek istemediğini söylüyor, orada tartışıyorlar, sonra otel dönüyorlar, Alice ışık açık olmadan uyuyamayacağını söylüyor:

344

00:57:45,034 –> 00:57:49,081

Korkudan korkuyorum.

Bu tema üçlemenin diğer filmlerinde de karşımıza çıkacak, ertesi sabah havaalanına gidiyorlar ama Lisa’nın gelmediğini öğreniyorlar, Alice tuvalette ağlıyor, Philip zorlukla onu dışarıya çıkarıyor, bu sırada kapıdan onlara bakan kadının bakışları epey anlamlı, Philip onu büyükannesine götüreceğini söylüyor, bir haritadan birçok yerin adını sayıyor, Alice büyükannesinin nerede olduğunu hatırlamasını söylüyor, en sonunda w’ye geliyorlar, Alice en sonunda: “Wuppertal” olduğunu söylüyor:

383

01:02:57,176 –> 01:03:00,347

Peki Wuppertal’ın neresinde?

384

01:03:12,150 –> 01:03:17,740

Tam yerini bilmiyorum ama gidince bulurum.

Sonrasında bir berbere gidiyorlar, Alice tercüme! yapıyor, Philip uçlarını kısaltmasını söylese de en sonunda farklı bir şeye karar veriyorlar, berber anlamadım, ne yapayım, diye soruyor Alice’e: yıkayayım mı, Alice de umursamaz bir tavırla, iyi olur, diyor… Ve berber, Philip’in saçını yıkıyor, sonra saçları kabarmış halde otobüs penceresi önünde oturan bir Philip var kadrajda, otobüs ile “uçsuz bucaksız dar sokaklarda” dolaşmaya başlıyorlar büyükannenin evini bulabilmek için:

404

01:05:48,617 –> 01:05:51,663

Ama büyükannemin nerede yaşadığını biliyorum.

405

01:05:53,832 –> 01:05:57,211

Yanından geçtiğimizde gösteririm.

Hava kararınca bir otel bulup oraya yerleşiyorlar, Philip baştan hikaye bilmediğini söylese de Alice’e bir hikaye anlatıyor, ertesi sabah bir yerde kahvaltı ediyorlar, Alice gelen mısır gevreğini beğenmiyor, sütünü kendisi karıştıracakmış, Philip yeni bir kase ve bir de bir fincan çay istiyor, Alice’e baktı şimdi; araç kiraladığını söylüyor:

451

01:11:22,826 –> 01:11:26,120

Bir araba kiraladım böylece şehirde gezebiliriz.

452

01:11:26,662 –> 01:11:28,999

Bu şekilde evi kesin buluruz.

453

01:11:29,416 –> 01:11:32,169

Gördüğüm zaman hatırlarım.

Sonra yola çıkıyorlar, Philip daha önce kaldığı otelin oda anahtarını buluyor, anahtarı iade etmediğini fark ediyor, tüm gün dolaşıyorlar ama Alice sokaklardaki evlere pek dikkatini vermiyor gibi görünüyor, sonra susadığını söylüyor, bir kafeye giriyorlar:

477

01:16:13,693 –> 01:16:16,863

– Sipariş ver o zaman.

– Büyük bir dondurma.

478

01:16:17,405 –> 01:16:19,449

Kremşantili mi olsun?

479

01:16:23,954 –> 01:16:27,459

– Susadığını sanıyordum.

– Dondurma yemeyi tercih ederim.

480

01:16:53,363 –> 01:16:55,991

Büyükannem Wuppertal’da hiç yaşamadı.

481

01:18:27,467 –> 01:18:29,428

Harika.

Philip epey öfkeleniyor, Alice’i polise götüreceğini söylüyor:

486

01:19:15,229 –> 01:19:18,024

Sana Amsterdam’da

kalmak istediğimi söylemiştim.

487

01:19:20,402 –> 01:19:22,822

Hem yapacak neyin var ki?

488

01:19:23,656 –> 01:19:26,951

Tek yaptığın not defterine bir şeyler karalamak.

489

01:19:43,094 –> 01:19:45,138

Seni polise götürüyorum.

490

01:19:47,223 –> 01:19:50,060

Sana benden daha çok yardımcı olabilirler.

Ardından polis merkezine gidiyorlar. Philip orada Alice’den ayrılıyor, binadan isteksiz tavırlarla çıkıyor, her an geri dönecek gibi görünse de geri dönmüyor, Chuck Berry’nin konserine gidiyor, akşam otele dönüp tam araçtan ineceği sırada yan kapı açılıyor ve Alice ile karşılaşıyor:

498

01:24:20,530 –> 01:24:22,366

Artık büyükannemin nerede yaşadığını biliyorum.

Küçük kız, polis sorgusu sırasında kimi şeyleri hatırlamış, annesinin soyadı Krueger’miş, Van Dam değil, ve büyükannesi Ruhr bölgesinde yaşıyormuş, sonra yola çıkıyorlar, Alice bir fotoğraf gösteriyor, büyükannesinin evinin fotoğrafı, şimdi evi bulmaları epey kolay olacak, Philip’de çocukken Ruhr bölgesinde yaşadığını söylüyor, orayı biliyormuş, iki katlı eski evlerin olduğu bir alana geliyorlar, sokakta rastladıklarına fotoğrafı gösterip evi görüp görmediklerini soruyorlar, kimse bilmiyor, Alice bir taksiciye sormaları önerisine bulunuyor, taksici birkaç yer söylüyor:

569

01:32:50,560 –> 01:32:52,395

Oberhausen’da olabilir.

570

01:32:56,734 –> 01:32:57,985

Hey, bekle!

571

01:32:58,235 –> 01:33:02,490

– Gelsenkirchen’de de olabilir.

– Teşekkürler.

01:33:03,158 –> 01:33:05,118

Ya da Erdbrueckenstrasse’de.

Biraz daha bekleseler bir dahaki sefere taksici kesin Hamburg’dadır diyecek sanki, taksicinin yanından uzaklaşıyorlar, ne tarafa gidecekler şimdi:

575

01:33:11,125 –> 01:33:15,213

Önce hangisine gidiyoruz?

Oberhausen mu yoksa Gelsenkirchen mi?

576

01:33:16,297 –> 01:33:19,175

Önce Oberhausen’a.

Arabayı takip eden bisikletli küçük çocuk sahnesi nedense Tarkovsky’nin Nostalghia’sındaki merdivenlerde koşan Zoe’nin sahnesini hatırlatıyor.

Sonra bir yerde kendi fotoğraflarını çekiyorlar, bu sahne çok hoş, önce Alice gülüyor, Philip gülmeden makineye bakıyor, onu gören Alice ikinci pozda gülmeden makineye bakarken Philip gülerek bakıyor derken son pozda ikisi de gülerek makineye bakıyor:

585

01:35:36,621 –> 01:35:39,374

Bunları sevdim.

Polis merkezinde gülememiştim.

En sonunda evi buluyorlar:

587

01:35:53,765 –> 01:35:55,517

– Dur! İşte şurası!

– Ne?

588

01:36:13,579 –> 01:36:15,414

İnanılmaz!

Wim Wenders’in gözünden kaçması muhtemel bir nokta var burada, o da şu: Bu fotoğrafın bundan en az 2 yıl önce çekilmiş olması gerekirdi ama biraz dikkat ettiğimizde öyle olmadığınız anlıyoruz. Fotoğraf sanki evi hemen buldukları sırada çekilmiş. Ağaç olsun, pencere önü mermerinin altındaki yağmur suyu sızıntısı lekeleri olsun, her şey birebir aynı…

589

01:36:47,867 –> 01:36:50,579

Evde İtalyan bir kadın yaşıyor.

590

01:36:51,038 –> 01:36:53,999

İki yıldır orada oturduğunu söyledi.

591

01:36:55,459 –> 01:36:58,087

Büyükannem hakkında hiçbir şey bilmiyor.

592

01:37:04,303 –> 01:37:06,180

En azından artık yüzmeye gidebiliriz.

Plajda bir kadın ile tanışıyorlar, Alice yine acıkıyor ve kadı ona bir muz uzatıyor, Philip de yanlarına geliyor, gece onun evinde kalıyorlar, Philip kadın ile birlikte uyuyor, sabah onları gören Alice bu durumu epey kıskanıyor ve erkenden Philip’i uyandırıyor, yola çıkıyorlar, Philip ailesinin yanına gitmeye karar veriyor, Alice susayınca bir büfede duruyorlar, Philip gazetede bir haber görüyor:

642

01:45:02,254 –> 01:45:05,216

Dokuz yaşındaki kız polis tarafından aranıyor. Ailesini bulmasına yardım etmek…

643

01:45:05,717 –> 01:45:09,929

…için dün genç bir adam Alice Van Dam’ı polis merkezine getirdi.

644

01:45:10,597 –> 01:45:13,601

Gözlem altında tutulmayan çocuk kaçtı!

Philip’in ailesi Rhine’ın karşı tarafındaymış ve feribotla geçeceklermiş, feribotta Philip fotoğraf çekiyor, o sırada karakoldaki polis onları görüp yanlarına geliyor neden onlara haber vermediğini soruyor, küçük kızın büyükannesi bulunmuş, annesi de gelmiş:

664

01:47:34,258 –> 01:47:39,096

Çocuğu en yakın tren istasyonuna götürmek ve Münih’e…

665

01:47:39,847 –> 01:47:42,225

…giden bir trene bindirmek için emir aldım.

İstasyonda Alice Philip’e para veriyor, sonra yola çıkacaklar:

674

01:49:09,031 –> 01:49:10,991

Senin biletin için.

675

01:49:35,185 –> 01:49:37,354

Münih’te ne yapacaksın?

676

01:49:42,277 –> 01:49:45,530

Hikâyeyi bitireceğim.

677

01:49:48,658 –> 01:49:50,076

Karalamanı mı?

678

01:49:57,209 –> 01:49:59,671

Peki sen ne yapacaksın?

Bu son sahne çok hoş bir helikopter çekimi ile veriliyor, tren uzaklaşırken biz de gittikçe trenden uzaklaşıp gittikleri yönü: geçit vermez sıradağları görmeye başlıyoruz.

 

Filmden aldığım ekran görüntüleri:

Yönetmen Wim Wenders
Yapımcı Peter Genée
Senarist Wim Wenders
Veith von Fürstenberg
Oyuncular Rüdiger Vogler
Yella Rottländer
Lisa Kreuzer
Müzik Can
Görüntü yönetmeni Robby Müller
Kurgu Peter Przygodda
Stüdyo Wim Wenders Produktion
WDR Televizyonu
Cinsi Sinema filmi
Türü Dram, yol filmi
Renk Siyah-beyaz
Yapım yılı 1974
Çıkış tarih(ler)i 3 Mart 1974, Batı Almanya
Nisan 1987, 6. Uluslararası İstanbul Sinema Günleri
Süre 110 dakika
Ülke  Batı Almanya
Dil Almanca, yer yer İngilizce ve Hollandaca
Bütçe 500,000 Alman Markı
Devam filmi Falsche Bewegung (Yanlış Davranış, 1975)
Diğer adları Alis Kentlerde (Türkiye)
Alice dans les villes (Fransa)
Alice nelle città (İtalya)
Alicia en las ciudades (İspanya)
Alice in the Cities (ABD)

 

 

 

Comments

comments