Yazar: Mellini Caan Nc

Parasite “Yaşamların-ızın” Ne Kadar Farkındasınız? Parasite Filminin Bir Analizi ve Fenomenolojik Eleştirisi

Sıla’ya… 14-00:02:16,618 –> 00:02:19,711 Planın ne? (Başlamak için…)   Parasite filminin arka planından:   Planımız filmi ikiye bölmek ve analize ondan sonra başlamak. Filmi bir şeye benzeyen ve bir şeyi andıran iki bölüme ayırmak mümkün, çünkü ilk yarı bir şeye çok benzerken ikinci yarı birçok şeyi andırıyor. Burada Foucault’a kulak verebiliriz: Benzeyiş şu şey, bu şey, bir başka şeydir diyerek…

Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi? (Jean Baudrillard’a Birtakım Sorular)

1. Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi? (Jean Baudrillard’a Birtakım Sorular) Hiçbir şeye sahip olmayanın elindeki alınacak diyor Matta incili, her şeye sahip olanın da hiçliği çoktan alındı zaten demeliyim, bir şeylerin olması onların gerekliliğinden mi, oldukça zaten gereklilikleri de oluyor sanki, bir şeyin olması gerekliliği her istediğimizin de olacağı gerekliliğini doğuruyor ama olanların çoğu isteklerimizden bağımsız, metafizik düşünceler…

Michel Foucault’nun Güzel Tehlike’sini Okuduk. Şimdi “Felsefesini” Çıkarımlar İle Analiz Etmeye Çalışacağız. (Vanilyalı Kahve Eşliğinde)

1. Foucault üzerine “net” bir şeyler söylemek zor ama Güzel Tehlike’yi okuduktan sonra birçok “şeyi”; en azından “yazın” olgusunu onun nasıl gördüğünü netleştirmek ( fenomenleri görebilmek) mümkün, onun temel kavramlarını akademik söylem türleri dışında algılayabilmenin herhalde en iyi yollarından birisi de bu “gizemli” söyleşi kitabı, Deleuze için dahi Foucault gizemli birisi olmuştur, hatta Foucault’nun anahtar kavramlarını analiz ettiği söyleşisinde Deleuze şunu…

Demir Abla ile “Zorba” Filmi Analizi, (İlk Yirmi Dakika) Nikos Kazancakis’in Zorba Romanı Eşliğinde

Demir abla ile Zorba filmi analizi; İlk yirmi dakika çıkarımları. ( Bu çıkarımlar filmin ilk yirmi dakikası izlendikten sonra, fenomenolojik film analizleri yöntem araştırmalarımız kapsamında “filmin yirminci dakikada durdurulması” ile yapılmıştır. ) 1: Yazar’ın bir değişim geçireceğini düşünüyor musun, filmin sonrası için yazarda olabilecek değişimler sence nelerdir? Yazar bu süreye kadar değişim geçirmeye başladı bile. Değişimin yazar ve izleyici açısından…

Nisan Ak ile Sanat: 10+10=100 Kapsamında Bir Röportaj

10 SORU, 10 KİŞİ, 100 CEVAP Affetmeyensanat.com | librimondadori.it Nisan Ak Kimilerine göre cevabı basit kimilerine göre ise basit olamayacak kadar bileşik olan bir soru ile başlayalım, bir meslek adı vererek kendinizi tanıtacak olursanız: a) “Kimsiniz?”, b)“Bu mesleğin-kimliğin günlük rutin işleri-davranışları nelerdir?” c)“Mesleğinizde-varlığınızda olmazsa olmaz dediğiniz ne tür etik kurallar var-var oluyor ya da olmalı-varoluşa bürünmeli? d) Bu etik kurallar nasıl doğmuş-yaratılmış olabilir?”…

Sanatın Anlam Arayışı. Sanat:10+10=100 Kapsamında Psikolog Ayfer Veli ile Röportaj

10 SORU, 10 KİŞİ, 100 CEVAP: AYFER VELİ Affetmeyensanat.com | librimondadori.it    RÖPORTAJ ÖNCESİ KISA BİR AFFETMEYEN ÇIKARSAMA: Bir “sanat” yapıtı “psikolojik”tir çünkü psikanalitik-algılama-bilgiyi alımlama olgularını  ve süreçlerini içerir. Her sanat yapıtı “herkes” için “sanat yapıtı” değildir çünkü her yapıtın “algılanma” süreci farklıdır. Bir sanat yapıtı “bireysel” olabildiği gibi “toplumsal” da olabilir. Sanat sadece sanat değildir, psikolojinin bir çalışma yöntemine…

Sanatın Anlamı. Sanat:10+10=100 Kapsamında İsmail Çoban ile Röportaj

10 SORU, 10 KİŞİ, 100 CEVAP Affetmeyensanat.com | librimondadori.it İsmail Çoban Soru cevap Kimilerine göre cevabı basit kimilerine göre ise basit olamayacak kadar bileşik olan bir soru ile başlayalım, bir meslek adı vererek kendinizi tanıtacak olursanız: 1 “Kimsiniz?” Soru bir köylü çocuğu için zor değil, çocukluğumda bildiğim iki şansım vardı bunlardan biri, babam gibi çiftçi olmak ikincisi ise öğretmen olmak.…

Fenomenolojik Bir Paul Auster Anti-Röportajı: New York Üçlemesi-2: “Hayaletler” Üzerine

  Anahtar Kelimeler: Paul Auster, New York Üçlemesi: Cam Kent, Hayaletler, Kilitli Oda, Özet: Benim adım Paul Auster. Bu benim gerçek adım değil.   Adı Mavi olan bir özel dedektif Beyaz diye birinden bir iş alıyor, iş ise şu: Turuncu caddede oturan Siyah’ı takip etmek ve bunu sürekli Beyaz’a raporlamak, olaylar ilerledikçe Mavi renk olarak da yaşamsal olarak da izlediği…

Sosyoloji bir dövüş sporu mudur? Pierre Bourdieu Çalıştayı İzlenimlerimiz

Anahtar kelimeler: Pierre Bourdieu, Dünyanın Sefaleti, La misère du monde Özet: Sosyoloji bir spor mudur?   Pierre Bourdieu’nun Dünyanın Sefaleti ( La misère du monde ) eserine göz atıyorum, 951 sayfalık epey hacimli ve yoğunluklu bir kolektif çalışma ve daha kapağından itibaren nedense bir “toplumsal müdahale” aracı olma izlenimini uyandırıyor, kitap 1990’lı yılların başında Bourdieu’nun yönettiği bir araştırma ekibi tarafından…

Bir Ali Lidar Röportajı, Edebiyat ve Felsefeye Dair: “Hadi Röportaj Yap da Okuyalım!”

Bir Ali Lidar Röportajı: Hadi Röportaj Yap da Okuyalım! ( Bu röportajın ses kaydı, Pierre Bourdieu’nun sosyoloji kuramı ve bu kuramın sosyolojik mülakat yöntemleri ekseninde “deşifre edilmiş olup” gerçeğe tamamen sadık kalınmıştır. ) Temmuzun üçü, günlerden çarşamba, saat dört olmak üzere, çantamızda “gizli” bir hediye ile Ali Lidar’ı Eskişehir Adımlar Kitabevi’nde bulduk, her zamanki gibi orta katta; pencere kenarındaki koltuğundaydı, “Aşağısı…

Sanat: 10 soru, 10 kişi ve 100 farklı cevap ( Ayrıntılar YAKINDA )

10 sorudan, muhtemelen 100 farklı cevaptan oluşan, 10 soru, 10 kişi, 100 cevap temalı röportaj-dijital kitap projemiz için kısa bir bilgi: Sanat kuramı alanında çalışacaklar için bir sosyolojik veri tabanı oluşturma amacını güttüğümüz bir projemiz bulunmakta. Aynı 10 soru, başlangıçta birbirini tanımayan 10 farklı kişiye sorulacak, cevaplar sitemizde yayımlanarak kullanıcıların erişime açılacak ve alınan 100 farklı cevap sosyoloji ve fenomenolojik…

Gülün Adı; Yaşamın Anlamı, Umberto Eco’nun “göstergebilim” (semiology) algısının fenomenolojik ontoloji temelinde bir analizi ve eleştirisi

Güneş batmak üzere dostum, on metre uzaktaki ıslak kayaların ( yağmur az önce dindi ) iyice ışıldattığı kıyının ötesi ışıyan deniz, ( ay ışığını doldurup içmek; geceye hiç kanmadan ) denizin daha ötesi ise sonsuzluk dostum, onun adı: Sonsuzluğun Adı. Masadaki kahve fincanından albatros sesi eşliğinde ( fufliuuup-fufliuuup ) bir yudum alıyor, martı seslerini kokluyor, denizdeki yosun kokularına dokunuyor, dudaklarımdaki vanilya…

Duygusal Şantajlar:”Beni artık sevmiyorsan eğer…”, Psikotik kişilikler ve nevrotik aşklar ile mücadele teknikleri

Duygusal Şantajlar:”Beni artık sevmiyorsan eğer…”, Psikotik kişilikler ve nevrotik aşklar ile mücadele teknikleri [ Anahtar kavramlar: Duygusal şantajlar, psikotik kişilik, nevrotik aşk, bilişsel psikoloji, psikoterapi, affetmiyorumaffet ] Özet: Beni artık sevmiyorsan eğer özet olarak sana şunu söyleyeyim ki…   Mayıs güneşinin koyu sarı üç dilim halinde düştüğü karşı duvara, duvardaki tabloya ve tablodaki mavimsi açık turkuaz denize bir an bakıyorum,…

İnsanlar neden sinsi ve ikiyüzlüdür? Karaktersizlik neden normalleşti?

İnsanlar neden sinsi ve ikiyüzlüdür? Karaktersizlik neden normalleşti? ( Aynen ya: aynen! ) [ Anahtar kavramlar: ikiyüzlülük, ethos ya da karakter, nevrotik kişilikler, bilişsel psikoloji, psikoterapi, affetmiyorumaffet ] Özet: İnsan ve “yüzleri”… Masamın ceviz “karakterli” sağlam yüzeyine az önce bıraktığım; fincan “karakteri” içindeki gür sesli salep dumanını koklayıp, bahar “karakterli” elma kokan pencereye bakarak; tarçın “karakterli” salepten iki yudum aldıktan ve yaz “karakterli”…

İyi insan neden pek kalmadı? Bertolt Brecht’in Sezuan’ın İyi İnsanı’nın bir analizi

[ Anahtar kelimeler: Bertolt Brecht, Sezuan’ın İyi İnsanı, epik tiyatro, yabancılaşma, fenomenolojik analiz, affetmiyorumaffet ] Özet: Bir başkasına iyilik yapmak olanaklı mıdır? Bertolt Brecht’in Sezuan’ın İyi İnsanı Oyununun analiz ve eleştirisine başlamadan, üzerine açık grimsi güneş parçacıklarının düştüğü tarçınlı sahlepten iki uzun yudum alıp batmakta olan mayıs güneşinin açık sarımsı kızıl parıltılarına bakarak mırıldanıyorum: İyi insan neden pek kalmadı? Bunca iyi “duyarlılık” gösterisi…

Yaşamın anlamı ve anlamsızlıkları: Bela Tarr, Karanlık Armoniler, Werckmeister Harmonies’in bir analizi

[ Anahtar kelimeler: Bela Tarr, Karanlık Armoniler, affetmiyorumaffet ] Özet: Bir gece bir şehre bir balina ve gizemli bir prens gelir… Bela Tarr’ın Karanlık Armoniler’i bize neyin uyumunu “duyurur”? Af.1: Karanlık Armoniler: Werckmeister Harmonies filmi 1989 yılında László Krasznahorkai’nin Direniş Melankolisi adlı romanına dayanan Béla Tarr’ın yönettiği; komünist Macar yönetimi döneminde János, eski arkadaşı György, gizemli bir prens, bir balina ve bir şehir…

Dışa vurulan her şey sanat mıdır? Dışavurumcu sanat kuramının fenomenolojik analizi ve eleştirisi

[ Anahtar kelimeler: Dışavurumcu sanat kuramı, dışavurumculuk,  Munch, fenomenolojik analiz, affetmiyorumaffet ] Özet: Dışavurulan her şeyin sanatsal amaçla da olsa sanat olması pek mümkün değildir. 1. Eğer kişisellikten uzaklaşıldığını, “sanatçıların” tek tipleştiğini, kimsenin kendi sesinin olmadığını düşünmeye başlamışsam ve “dışavurumcu kuram” imdadıma yetişmişse ona dört elle sarılır ve en geçerli sanat ve sanat yapma kuramının dışavurumcu sanat kuramı olduğunu söyleyebilirim, peki bu doğru…

Marksist Felsefenin ve Yeni Marksizmin Bir Analizi ve Fenomenolojik Çıkarımlar: 1

[ Anahtar kelimeler: Karl Marks, Das Kapital, Komünist Manifesto, artı değer, affetmiyorumaffet ] Özet: Post-Marksizm Marks’tan büyük ölçüde bir uzaklaşma barındırır. Bir hayalet dolaşıyor; Avrupa’nın ve sanatın üzerinde… 1. Komünist Manifesto’nun daha ilk sayfalarında dolaşan hayalet bize kapitalizmin bir buhrana girmekte olduğunu duyurur, yakında ezilen sınıfların başına geçecek olan işçi kesimi ( proletarya ) çok kısa bir sürede sınıfları ortadan kaldıracak ve radikal…

Gerçekçi sinema gerçek midir? Vertov, Bazin, Ayzenştayn kuramlarının bir analizi ve eleştirisi

[ Anahtar kelimeler: Gerçekçi sinema, Vertov, Kameralı Adam, Bazin, Godard, Umberto Eco, affetmiyorumaffet ] Özet: Gerçekçi sinema gerçek değildir. Gerçekçi sinema gerçek midir? Eğer bugün Vertov sineması üzerinden gerçekliği sorgulayamıyorsak bu durum, gerçekçi sinema yolundaki Vertov’u başarısız bir yönetmen mi yapar? Vertov sineması “bildiğimiz” sinemaya benzemez, senaryo yaşamın kendisidir, oyuncular yoktur, belki de oyuncuların en iyisi: çalışırken, türlü işler yaparken çekilmiş insanlar vardır,…

Paul Auster, New York Üçlemesi: Cam Kent’in bir analizi ve eleştirisi:

Eser on üç bölümden oluşan “belirsiz bir dedektif hikayesi” olarak kurgulanmış, eleştirimizde “kurgu” vurgusu çok önemli olmalı çünkü kitap okuyanı baştan sona kurgusal bir yanlış içerisinde bırakıyor, kurgu mu yanlış yapılmış, kurgusu mu kurgusuz bir kurgu, neden bu kadar kurgulu gibi kurgusuz, türünde bir çok soru, tüm bu soruların vardığı yer aslında çok basit: roman epey yapay ( ne gerçek…