Kategori: Genel

Bütünlük ile Sonsuzluk; İşte Oradayım Dediğimde Olduğum ve Olmadığım Yer, Varlık ve Anlam Üzerine | Mellini

Bütünlük ile sonsuzluğu birlikte; varlık ve anlamı da “yan yana ama ayrı” düşünürsek nereye varırız? Badiou bize yol gösterebilir mi? Badiou Kant konusunda tutarsız görünüyor, Kant’ı sonluluğun filozofu olarak görüyor kimi yerlerde, bunun nedenlerini sorgulamak gerek, gerçekten öyle mi? (Önce bilinçakışı sorgulamalarımıza geçelim. ) BÜTÜNLÜK VE SONSUZLUK ÜZERİNE: Parktaki diz hizama gelen su yeşili boyalı aydınlatma direği, ona bakıyorum şu an, şu…

Alain Badiou, Mellini ve Jean-Luc Nancy ile Yeni Felsefe, Varlık ve Anlam Üzerine “Fenomenolojik” Diyalog [Fenomenolojik Bir Soruşturma]

Mellini (Affetmeyen Çıkarsamacı): Öncelikle varlık denen olguya hoş geldiniz… Dilerseniz soruşturmamız öncesinde devam eden “sürekliliği”* burada da sürdürelim ve hemen başlayalım… Felsefenin sürekliliği ne anlama geliyor? Sürekli devam eden bir şeyin henüz yeterince “gelişemediği” söylenebilir mi? (*Jan Völker, bir varlığa anlam aramaya gittiği için bu söyleşimize katılamayacağını belirtti ama daha sonra dahil olacağını söyleyebiliriz. Destekleri için kendisine ve yeri gelmişken…

Elif Çağlar ile Yeni Müzik Biçimleri Felsefesi ve Kökleri Kitabı Kapsamında: Klasik Jazz, Jazz Vokali Olgusu ve Modern Jazz Ekseninde Bir Röportaj

(Yeni Müzik Biçimleri Felsefesi ve Kökleri | Fenomenolojik Bir Müzik Varlığı Araştırması kitabı kapsamında) http://affetmeyensanat.com/ www.librimondadori.it ELİF ÇAĞLAR ROMAN-RÖPORTAJ (Bu röportajın ses kaydı, Pierre Bourdieu’nun sosyoloji kuramı ve bu kuramın sosyolojik mülakat yöntemleri ekseninde “deşifre edilmiş olup” gerçeğe tamamen sadık kalınmıştır.) 1.Jazz olgusunu blues köklerinden yola çıkarak bir yolculuğa benzetmiş olsak, aklınıza ilk gelecek altı jazz durağı ne olurdu, kendinizi bu…

Kendilerini “Dev Aynasında” Gören “Vasat” Sanatçıların Sanatın Yüzde Doksanını Oluşturması Üzerine (Yazarlar, Müzisyenler vb.); Fenomenolojik Bir Analiz

BİRİNCİ KİTAP YENİ SANAT FELSEFESİNİN FELSEFESİNİN(!) FENOMENOLOJİK BİR FELSEFESİ (GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ İKİNCİ BASKI) (ÇAĞDAŞ) SANAT MI MARJİNAL FAYDA MI? Affetmeyen anahtar sözcükler: Sanatın marjinal faydası, ideoloji kılıfı, duygusuz dışavurumculuk, sanatlar ve variller Affetmeyen Varan 1: (Çağdaş) Sanatçı mı? (Çağdaş) Sanatçı olmak için: üretilen nesnenin önce marjinal faydası hesaplanır, toplam faydası öngörülür, bankada bir hesap açılır, üretim seri biçimde ya kendisi;…

Sattas ile Yeni Müzik Biçimleri Felsefesi ve Kökleri Kitabı Kapsamında: Blues’dan Reggae’ye Uzanan Bir Röportaj

  (Bu röportajın ses kaydı, Pierre Bourdieu’nun sosyoloji kuramı ve bu kuramın sosyolojik mülakat yöntemleri ekseninde “deşifre edilmiş olup” gerçeğe tamamen sadık kalınmıştır.) 1.Müziğinizdeki blues etkisinden biraz bahsetmeniz mümkün mü? Sattas, Orçun: Bu güzel soru. Benim vokalimle ilgili aslında, o yüzden bu soruyu sorduğunuzu tahmin ediyorum, Derya ile bizim kuzen olduğumuzu bilmiyorum biliyor musunuz? Hı hım… Özellikle böyle çocuk yaşlarda, aramızda…

Emre Nalbantoğlu ile Blues’a, Yavuz Çetin’e ve Blues’da Yeni Yönelişlere Dair Bir Röportaj

( Bu röportajın ses kaydı, Pierre Bourdieu’nun sosyoloji kuramı ve bu kuramın sosyolojik mülakat yöntemleri ekseninde “deşifre edilmiş olup” gerçeğe tamamen sadık kalınmıştır. ) Röportaj: Peyote   Emre Nalbantoğlu – Gitme: Affetmeyensanat: 1.Yavuz Çetin ile bir yerlerde buluştuğunuz; yollarınızın kesiştiği belli sanki, bu yollar sizce nereler? Yavuz abi ile olan bağ çok başka, anlatması da uzun,( biraz düşünüyor, sonra bir an…

Batu Mutlugil ile Yeni Müzik Biçimleri Felsefesi ve Kökleri Kitabı Kapsamında: Blues, Blue Blues Band ve Yavuz Çetin’e Dair Bir Röportaj

  ( Bu röportajın ses kaydı, Pierre Bourdieu’nun sosyoloji kuramı ve bu kuramın sosyolojik mülakat yöntemleri ekseninde “deşifre edilmiş olup” gerçeğe tamamen sadık kalınmıştır. )   Batu Mutlugil: Yazamayacağınız cevaplar verebilirim o yüzden politik sormayın, (gülüyor)… Affetmeyensanat: On sorumuz var? Batu Mutlugil: Hım süper. Affetmeyensanat: Birinci soruyla başlayalım istersen? Batu Mutlugil: Olur okey. Affetmeyensanat: Öncelikle hoş geldin… Batu Mutlugil: Teşekkürler… Affetmeyensanat:…

Krzysztof Kieślowski’den On Emir Üzerine On Orta Metrajlı Bir Seri: Dekaloglar | Dekalog 1

Buz tutmuş bir göl, ateş başında bekleyen kalın paltolu bir adam, bir kadın vitrindeki bir t.v.ye bakıyor, t.v.de gölde boğulan çocuğa dair görüntüler var, sonra “bu tarafa” bakan ateş yakan adam ( daha sonra onun melek olduğunu anlayacağız ve her dekalogda kritik anlarda karşımıza çıkacak) görünüyor, ekranın önünden ateşin dumanı geçiyor, ardından kaldırım gibi bir yer görünüyor, kameranın yukarıya doğru çevrilerek…

GÜNCELLENİYOR… Sanat mı, Anti-Sanat mı, Muz mu, “Planlanmış Sansasyon mu? | Maurizio Cattelan’ın “İmzasını” Taşıyan “Bir Muz” 120 Bin Dolara Satıldı.

Sanat için muz ve “gri bant” almaya gittik, şu an evde yokuz. (Yazı dosyamız: Sanat mı, Anti-Sanat mı, Muz mu, “Planlanmış Sansasyon mu? | Maurizio Cattelan’ın “İmzasını” Taşıyan “Bir Muz” 120 Bin Dolara Satıldı ile yakında buradayız!)     GÜNCELLENİYOR…

Sanat mı, Anti-Sanat mı, Muz mu, “Planlanmış Sansasyon mu? | Maurizio Cattelan’ın “İmzasını” Taşıyan “Bir Muz” 120 Bin Dolara Satıldı.

Schopenhauer, “Art Basel” sanat fuarında sergilenen muzu ve muz sanatı temalı haberi görse mutlaka şöyle derdi: “İştah açan meyveleri tablolarında sergileyen Hollandalılar bu kadarını da yapmazdı. Bu sanat ise “güzellik, yücelik” nerede?” Bu sanat değil ise burada ne tür işler dönüyor olabilir? Önce olguya bir göz atmak gerekirse: “ABD’nin Miami Beach kentinde, çok sayıda galerinin katıldığı ‘Art Basel’ sanat fuarında Maurizio Cattelan’ın…

Véronique’in İkili Yaşamı (La Double Vie de Véronique) – Krzysztof Kieślowski, Véronique’in İkinci İkilemi

Duru Dostum Sıla’ya… Véronique’in İkili Yaşamı (La Double Vie de Véronique) – Krzysztof Kieślowski, Véronique’in İkinci İkilemi 1. Kendimi düşümde Weronika’nın sevgilisi Antek olarak gördüm, uyandığımda Véronique’nn sevgilisi kuklacı olarak buldum kendimi, şimdi ben kendimi, düşünde kendini aslında Véronique’in sevgilisi Antek olarak gören kuklacı mıyım, yoksa kendini aslında Weronika’nın sevgilisi kuklacı olarak gören Antek miyim, bu da olmadı: ben bir…

Theodor Adorno ve Max Horkheimer ile Biraz Konuştuk | Aydınlanmanın Diyalektiği, Teori ve Pratik Üzerine (Bir Roman Tasarısı)

Aydınlanmanın Diyalektiği üzerinde bir gezinti. Ya da: Sanatın olmadığı ülkede sanat diyalektiği hiç olmaz. Ya da: Adorno ve Max ile Biraz Konuştuk: Aydınlanmanın Diyalektiği, Teori ve Pratik Üzerine (Bir Roman Tasarısı) Masamızın üzerinde onların bir kitabı: Teori ve Pratik Üzerine. Kitap Teori ve Pratik Üzerine bir tartışmayı içerse de ne teori üzerine ne de pratik üzerine Theodor W. Adorno ve …

Triko Hırkalı Madonna ve Massimiliano Mellini | Tefrika Öykü, Birinci Bölüm

GİRİŞ: Açık turkuaza çalan, açık mavilikli su yeşili bir denize bakıyor, az önce denizden çıkmıştı, sabah saatlerinde denizde yüzmek öyle hoş ki, omuzlarından akan serin suyu hala algılar gibi oluyor bu tuhaf bir sakinlik veriyor ona: GELİŞME: Şu denizi nasıl satın alabilirim diye düşünüyor, elinde koyu sarı bir kibrit kutusu; birinci katın balkonunda durmuş; hemen altı metre ötesindeki öğlen öncesi…

Demek Tanrı Oldun? Evren Ne Zaman Bitti? | Tefrika Roman, Birinci Bölüm

Fotokopi dükkanında çalışıyordu ve kendisi hariç herkesin kopya olduğunu düşünüyordu: Öyleydi, fotokopi dükkanında çalışıyordu ve kendisi hariç herkesin kopya olduğunu düşünüyordu, bunu onu ilk gördüğüm anda olmasa da sonraki on dakikada hemen anlamıştım, fotokopi dükkanın bir pasajın dibinde; elli metrekarelik bir alana kurulan altı fotokopi makinasını tek başına yöneten onun işletmesi altındaydı, vitrin bir sahaf vitrini gibiydi, eski ciltli birtakım…

Herkes Kendini Güzel Sanıyor (Görmezden Gelme Gözlüğü) | Tefrika Roman, Birinci Bölüm

Öykü 5: GÖRMEZDEN GELME GÖZLÜĞÜ Bir banliyö treninde bir satıcı görmezden gelme gözlüğü satmaya kalkar, GİRİŞ: İşte, şu elimde görmüş olduğunuz şey:  GGG’dir, bilimin yeni harikası, üstün teknoloji, işte bu elimde görmüş olduğunuz şey bir görmezden gelme gözlüğü, dediğinde Küçük Çekmece’den on dakika önce hareket eden bir banliyö trenindeydim ve bulunduğum vagon hemen hemen boştu, on-on beş yolcu ya var…

İnsan Kullanmama Kılavuzu ve Mavi Saçlı Kız | Tefrika Roman, Birinci Bölüm

İnsanları kullanma kılavuzu yayımlanır, sonra da İnsan Kulanmama Kılavuzu: GİRİŞ: İnsanları kullanma kılavuzu diye bir kitap karalamaya çalışıyor ve ne yapacağımı bilemiyordum, tıpkı şu an olduğu gibi, şu an denize bakan bir bahçeli kafenin sol dip masasındayım ve öğleden sonrasının açık turkuaz parıltılı boğaz kıyılarına bakıyorum, az önce seslendiğim garson kız yaklaşıyor, uzunca boylu, kısa kıvırcık saçlı, keskin bakışlı birisi,…

Öyleyse Floransa Biletlerini Alır Mısın? | Tefrika Roman, İkinci Bölüm

İlk bölüm için: buradan trene binebilirsiniz. … Birazdan gayet sağlıklı bir intihara kavuşacak işte. Daha ne istiyorsun; seni sağlıksız bir yaşamdan kurtardım işte. Yaşam sen değilsin; üç kuruşluk sosisli sandviç seni korur mu sanıyorsun;  sosisli sandviç o, mısırsız kaynamış sosisli sıcak sandviç, arasına biraz mayonez, biraz da salatalık turşusu, sandviç sensin, hepiniz soğuk sandviçsiniz toplumda, yemeye devam edin birbiriniz, satmaya devam edin…

Öyleyse Floransa Biletlerini Alır Mısın? | Tefrika Roman, Birinci Bölüm

SESLENMEYENLER VE KONUŞMAYANLAR – MELL ı Otele gelen iki Alman turist Odanın kapısını açtı; odanın kapısını açtığı için içeriye girmek zorunda kaldı, kapıyı iyice kilitledi, kapının ardına masayı çekti, sağına sağ kolunu uzattı, ışığı yakmalıydı: yakmıştı, sol omzuna dayanarak iyice arkasındaki masanın kenarına yaslandı, iki gece önceydi: boğazını kesmeye kalkmış (hiç yapacak biri değildi, tüh tüh tüh), yan odadaki matbaacı…

Parasite “Yaşamların-ızın” Ne Kadar Farkındasınız? Parasite Filminin Bir Analizi ve Fenomenolojik Eleştirisi

Sıla’ya… 14-00:02:16,618 –> 00:02:19,711 Planın ne? (Başlamak için…)   Parasite filminin arka planından:   Planımız filmi ikiye bölmek ve analize ondan sonra başlamak. Filmi bir şeye benzeyen ve bir şeyi andıran iki bölüme ayırmak mümkün, çünkü ilk yarı bir şeye çok benzerken ikinci yarı birçok şeyi andırıyor. Burada Foucault’a kulak verebiliriz: Benzeyiş şu şey, bu şey, bir başka şeydir diyerek…