Are you listening Dolores O’Riordan?

    It was a cold dark night and suddenly… Suddenly something has happened to me ( It must be )… I remember… While Mellini Nomüzikoloni was out… I was having my cup of ‘oralet’… Per un dopo forse… Suddenly i was feeling ‘bluuuuuues’; i was utterly and totally stressed… And the thing that gets to me, is you’ll never really…

Affetmiyorumaffet Dolores O’Riordan!

Soğuk ve yağışlı bir geceydi, kapı çalındığında san-at dedektifi Mellini Nomüzikoloni’nin odasının yanındaki salondaydım, dostum Nomüzikoloni yanına bir de neşter alarak bir mavi kızılcık işi için dışarıya çıkmıştı, çıkarken öyle hüzünlüydü ki neşteri ne yapacağını sormak aklıma gelmedi, belki de dünya denen yer için biraz temiz hava açacak, belki de sadece gazoz açacaktır, hemen aşağıya inip kapıyı açtığımda Dolores diye birisi…

Affetmiyorumaffet Mahler, Gustav | Senfoni No. 2 Resurrection ( Yeniden Diriliş )

    Mahler was here!   Soğuk ve yağışlı bir geceydi, alt kattaki kapı çalındığında geleni tahmin etmiştik, Mahler diye birisi gelecekti; herhalde zile sadece bir defa basan bu kimse de Mahler olmalıydı, altılı ganyanın açık olduğu yarış gazetesini koltuğumun yanındaki masaya bırakıp odadan çıktım, aşağıya yavaş adımlarla inip kapıyı açtım, uzunca boylu, ince çerçeveli, gözlükleri olan birisi: “Sizi bekliyorduk,…

Galericilikteki Tek Seçicilik

Galericilikteki Tek Seçicilik  Affetmeyen konuk: Vecdi Uzun   “Bir galeride belirli bir dönemde yapılan sergiler o galeri yöneticisinin sanat birikiminin göstergesidir. Bir galeriyi değerlendirmenin en iyi yolu geçmiş sergileri ile depolarındaki resimlerini incelemekten geçer.”   “Sanatçı da Galerici de sergileme konusunda özgürdür,  ama izleyici de eleştiri hakkını kullanabilir.”   Ressam istediği resmi yapabilir, galeri istediği sanatçıyla çalışabilir,  galeri de istediği…

Sanat piyasasında 2 bin sahte resim mi, en az 2 bin gerçek ‘sahte’ mi?

  Havanın epey soğuk olduğu yağışlı bir gecesiydi, pencerenin dışındaki kuşlar uluyor; hafiften kar taneleri düşüyordu, dostum san-at dedektifi Mellini Nomüzikoloni kadından ayrıldığı için canı sıkkın bir halde evden çıkarak, ‘Sanatçılar Giremez!” isimli L. nin işlettiği bir bara oralet içmeye gitmişti, aradan on dakika geçmedi ki kapı çalındı, beşli ganyanın açık olduğu gazeteyi sağdaki koltuğa bırakıp aşağıya indim, kapıyı açtığımda Wolfgang Beltracchi…

Affetmiyorumaffet Exuma!

Soğuk ve yağışlı bir geceydi, dostum ünlü ama meşhur olamamış sanat dedektifi Mellini Nomüzikoloni pencere kenarındaki kuşa raptiye atarken kapı çalınşıtı ve aşağıya inmiştim, kapıyı açtığımda yanında Attica diye arıya benzer bir şey ile kara büyü ile uğraşan Exuma diye birisi içeriye girdi, rüzgarlı kar kokusu pek anlamadığım bir takım mırıldanmalar ile birlikte  içeriye dolmuştu… İçeriye giren kişinin söylediği mırıltılar…

Sanat ödülleri mi, san-at ‘nodülleri’ mi? “37. DYO RESİM YARIŞMASINDAKİ SKANDAL HAKKINDA!” diye başlayan bir mektup aldık

Soğuk ve yağışlı bir geceydi, karlı gök altında köpekler uluyordu, dostum sanat dedektifi Mellini Nomüzikoloni şömine başında oraletini içiyor ve pencere kenarındaki kuşa raptiye atmaya çalışıyordu, sonra kafese doğru yürüyerek iyice pencere kenarına yaklaştı, birden dışarıya baktı ve seslendi: “Postacı bir şey bıraktı kapıya…”   Bunu duyar duymaz elimdeki gazeteyi dörde katlayıp ceketimin sağ cebine koydum ve hemen aşağıya indim,…

Sanat mı, Elmyr mi, Heury mi, Bory mi, Sury mi, Zury mi, Kury mi, Tori mi, Nury mi, Myatt mı, Fiat mı, Ferrari mi?

Soğuk ve yağışlı bir geceydi demiştim sanırım, dostum sanat dedektifi Mellini ve epey kalabalık bir ‘yüksek sanatçı’ ekibiyle bir otelin davet salonundaydık, davet listesi şöyleydi:   Modi, ( Modi davete katılmadı ), Cezanne, Sezanne, Yazenne, Çizinne, Fikasso, Fakeasso, Mikasso, Pikasso, Dufy, Gufy, Zufy, Lufy, Monet,  Zonet, Elmyr, Heury, Bory, Sury, Zury, Nury, Myatt, Fiat… Elmyr de Heury, Elmyr de Bory diye…

Sanat mı, varsayın-tı mı, Modi mi, Elmyr mi, Heury mi, Bory mi, Sury mi, Zury mi, Nury mi, Myatt mı, Fiat mı?

Soğuk ve hafiften kar yağan bir geceydi, dostum ünlü ama meşhur olamamış sanat dedektifi Mellini Nomüzikoloni şömine başında oraletini içerken masa başında bir tuvalin üzerine eğilmiş dört kişiye bakıyordu, masa başındaki dört kişinin dünyanın en önemli kimseleri olduğunu size söylemeliyim, zaten birazdan haklı olduğumu anlayacaksınız: Şu sağ taraftaki gözlüklü ve çift sıra kolyeli olan kişi Elmyr de Hory diye birisi ve kendileri ünlü…

Sanat mı, varsayın-tı mı, Modi mi, Elmyr mi?

Soğuk ve epey yağışlı bir geceydi, sanat dedektifi dostum Mellini Nomüzikoloni pencereye doğru elinde yarısı içilmiş bir oralet fincanı ve iki raptiyeyle yöneldiği sırada kapı çalındı: “Elmyr de Hory, diye birisi gelecekti,” dedi oraletinden bir yudum alıp pencereden dışarıya bakarken. “Elmyr mi, şu büyük ressam mı?” “O ressam değildir, resmin ne olmadığını bize anlatan bir kimsedir…” Bu söylenenlerin ne olduğunu…

Sanat mı, Monet mi, borsa mı, sanat otoritesi mi, alıntı mı, çalıntı mı, varsayın-tı mı?

Yine epey soğuk ve yağışlı bir gününün gecesiydi, dostum sanat dedektifi Mellini Nomüzikoloni şöminenin yanındaki koltukta oturmuş, oraletini içiyor; pencere önündeki kuş kafesine raptiye atıyordu ki kapı çalındı, dış kapının yanındaki koltuğumda oturmuş; her zamanki gibi ülkemizin ‘performans sanatçılarını’ en çok ve en iyi görebileceğim yer olan gazetedeki üçüncü sayfa haberlerini büyük bir keyif ile okuyordum, dostumla göz göze geldik:…

AffetmiyorumAffet Adorno!

GÜNCELLENİYOR… Çoğu sanat eleştiri ve kritikçisi ahmak tarafından sanatta özgünlük ve benzersiz olma bir burjuva ideali olarak görülür. Oysa bırakın burjuva değerlerini, feodalite öncesinde, eski Yunan’da dahi benzemezlik bir arayıştır, bir değer arayışıdır, galerileri pazarlayan ‘çağdaş sanat eleştirmenleri ve kritikçileri’ saatlerce aynada suratına bakıp kendini benzersizleştirmeye; diğerlerini aynılaştırmaya çalışır durur da epistemolojiden ve bilginin süreğen doğasından habersiz biçimde bütün pragmatik aptallığı…